Türban operasyonu
Kategori: Köşe gönderi -25 Eylül 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..
Taha Kıvanç’tan çok iddialı bir yazı. Kıvanç, Masonların “türban” konusunda nasıl faaliyette bulunduklarını ve bunu Avrupa’ya yayma çabalarını isim vererek açıkladı.

Bravo doÄŸrusu
Pazar gazetelerde izin kullanma günüdür, pazartesi günü çıkan gazetelerin sayfalarını genellikle yardımcı konumdaki personel hazırlar. Hürriyet’teki ‘mahalle baskısı’na aldırmadan Reha Erus’un Roma’dan gönderdiÄŸi ‘türban yasağı’ konulu haberi deÄŸerlendiren ‘Dünya Sayfası’ pazar editörünü tebrik ediyorum.
Umarım, mahallelinin hışmına uÄŸramaz…
İtalya’da ’sol’ hükümetin içiÅŸleri bakanı Giulio Amato göçmenler konulu bir panelde konuÅŸurken ÅŸunları söylemiÅŸ: “Son zamanlarda türban Avrupa’da gereÄŸinden fazla tartışılıyor. Türbanın yasaklanması Batı emperyalizminin farklı düşünce sahiplerine kendi ideolojisini dayatmasından baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Esas türbanı siyasi bir simge olarak kullananlar, yasakçılar…”
Amato’nun ‘emperyalizm’ sözcüğüyle ifade ettiÄŸini, ben, ‘inisiyasyonla girilen örgütler’ tanımlamasıyla karşılıyorum. Türkiye’de iki haftadır süregiden anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸiyle ilgili tartışmayı yakından izleyenlerin bir dostuma ait tezi akıllarında tutarak konuya yaklaÅŸmalarını isterim.

1961 ve 1982 anayasalarını hazırlayan çekirdek kadro ile Ak Parti’nin görevlendirdiÄŸi kadro arasında en belirgin fark galiba bu yönde. 1961′in Sıddık Sami Onar ve Yavuz Abadan’ları, 1982′nin Orhan Aldıkaçtı ve Åžener Akyol’ları ile ÅŸimdiki kadro hayli farklı.
Ortada henüz müsvette durumunda olan bir metin varken, toplumdan gelecek teklifler ve Meclis’teki tartışmalarla son biçimini alacağı bilinirken, taslağın medyada belli kalemlerin yaylım ateÅŸine tutulması da bu gerçekle ilgili olabilir: 1961 ve 1982′de anayasayı hazırlayan kadroyu tanıyor ve güveniyorlardı, ÅŸimdikileri o anlamda tanımıyorlar…
Ülkemizde ‘inisiyasyonla girilen örgüt’ durumunda masonlar var. ‘Hür ve Kabul EdilmiÅŸ Masonlar Locası’ (HKEML) adlı örgüte üye olduÄŸu aleniyet kazanmış meslektaÅŸlarımızın yazılarına baktığınızda taarruzda başı onların çektiÄŸini görebiliyoruz. Nail Güreli sözgelimi, masonluÄŸunu hiç saklamadı. Güneri CivaoÄŸlu da öyle. Tufan Türenç adı mason olarak geçtiÄŸinde itiraz etmedi. Üyelerinin adlarını ’sır’ olarak saklıyor örgüt; ancak ÅŸu sıralarda medyayı bu gözle inceleyenler kimlerin oradan esinlendiÄŸini kestirmekte herhalde zorlanmayacaktır.
Haziran ayında yapılan son konvanında HKEML’ye ‘Büyük Üstad’ olabilmek için dört ‘birader’ yarıştı: Asım Ak’in, Salih Evcilerli, Önder Öztürel ve YaÅŸar Aysev… Bunlardan YaÅŸar Aysev’in kartvizitinde ‘gazeteci’ yazıyor. Yıllar önce Ankara Büyük Locası görsünler diye kapılarını mason olmayan gazetecilere açtığında, bizlere mihmandarlık yapan YaÅŸar Bey’di. YaÅŸar Aysev ‘Büyük Üstad’ olamadı, ama bundan gücenmedi de; localarda sürdürdükleri ‘türban’ ve ‘anayasa’ eksenli felsefi tartışmaları bir üniversiteyle iliÅŸkisi bilinen ‘ulusalcı’ bir kanalda yaptığı programa taşıyor ÅŸimdi.
Anayasa tartışmasının ‘türban’ üzerine kaydırılması da mânidar. Başörtüsü yasağının Türkiye’den baÅŸlayarak Avrupa’nın bazı ülkelerine yayılmasını ‘esrarlı iliÅŸkilere’ borçlu olduÄŸumuzu iddia edenler var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aldığı ‘yasakçı karara’ yalnızca tek bayan üyenin ayrıntılı bir ÅŸerhle karşı çıkması bile iliÅŸkiyi deÅŸifre ediyormuÅŸ; bakmayın kadın haklarına sahip çıkıyor görünmelerine, İskoç Riti’ne baÄŸlı localar (HKEML de), 2007 yılında bile, yalnızca erkekleri üye kaydediyorlar.
Ülkemizdeki sayıları taş çatlasa 15 bini bulmayan özel bir gruptan söz ediyoruz. Az kişiyle muazzam bir güç kullanan örgüte hayranlıkla karışık bir ilgi duyan ilk gazeteci ben değilim; yıllar önce İlhami Soysal da ilgilenmiş ve bayağı yararlı bir kitap bile yayımlamıştı.
MasonluÄŸa yakın duran bir dostum, “Biat gibi, cemaat gibi kavramları bilmeyeceklerini sandığım kalemlerin tespitlerine ne diyorsun?” soruma derhal ÅŸu cevabı verdi: “Masonluk Tapınak Şövalyeleri’ne dayanıyor; kavramlarını oradan ödünç aldı masonlar… Şövalyeler bir cemaattiler ve adeta bir tarikat bağıyla birbirlerine baÄŸlıydılar. Masonlar o kavramları iyi bilirler…”
Bilmiyorum, bu tespit, sizler için de açıklayıcı oldu mu?
Son tartışmalar, güçlü örgüte üyelik sayesinde daha da güç kazanmış medya mensuplarının kimler olduÄŸunu, el yordamıyla da olsa, anlamamıza yarıyor. YaÅŸar Aysev’in programını bu anlamda yararlı buluyor ve kimlerin katılacağını görmek üzere merakla bekliyorum. Konuyu ele alış tarzı localardaki tartışmaların düzeyi hakkında bilgi sahibi olmama yarıyor; kendilerine şükran borçluyum.
Sosyolojik bir deney kabına döndü Türkiye. Sayıları 15 bini geçmeyen bir grup, halkın yarısından oy almayı baÅŸarmış bir siyasî iktidarı sarsabiliyor; ben buna “Bravo” demez miyim hiç?

Bu yazı
25 Eylül 2007 Salı günü 19:23 gibi
Köşe gönderi kategorisi altında yayınlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilir,
yorum yapabilir veya kendi sitenizden geri izlemede bulunabilirsiniz.
Benzer Yazılar:
Ata Demirer (Küçük Emrah) →





