Taraf

Sizce ben faşist bir laik miyim?

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 13 Mayıs 2008 tarihinde canarkadaş yazmış, 145 kez okunmuş..

Putkırıcı Ertuğrul putperest Rehn’e karşı

Salih Tuna Canı oldukça sıkkın görülüyor. Son derece keyifsiz, huzursuz, dahası rahatsız bir hali var.

Tez elden atlatır inşallah, diyeceğim, ama, pek atlatacak gibi görünmüyor!

NTV’de, “dedikodu” yazılarına yapılan eleştirilere cevap verirken müthiş gergindi.

“1 Mayıs’ta polisin ölçüsüz saldırısı gibi bana da burada ölçüsüz bir saldırı var.” diyebilecek kadar da ölçüyü şaşırmıştı.

Ne yalan söyleyeyim, içim burkuldu!

Hele, kendisiyle alay edenleri söz konusu ederken yüzünü bir ekşitti ki, maazallah, yüzü ilelebet öyle kalacak sandım.

Kendisini kasmasa, 28 Şubat sürecinde olduğu gibi biraz rahat bıraksa, hiç kuşkusuz bu kadar gerilmezdi.

Mesela, yargının bağımsızlığı gibi lafazanlıklarla Ak Parti’nin kapatılmasını canı gönülden istediğini maskelemek yerine, “Her şey hukuktan ibaret değil…” sözünü yineleyebilse veya üslubunu eleştirdiği Başbakana, “Beni korkutuyor” yollu çekinik tepki koyacağına, eski günlerdeki gibi, “Muhtar bile olamaz” manşetleriyle aslanlar gibi kükreyebilse acayip rahatlayacak ama, nerdeee!..

Olmuyor, yapamıyor işte!

Ah şu konjonktürün gözü kör olsun! Başka ne diyeyim.

Ergenekon mevzuunda “gık”ını çıkarmaması üzerine, “Önce bir iddianameyi görelim!..” derken, gerginliği had safhaya varmıştı.

Akılcağızına, iddianame şöyle dursun, ortada fol yok yumurta yokken, Konya’ya hasta bir çocuğun testisleri üzerinden “türban faciası” üretme gayreti, şehirlerarası otobüs molasında namaz kılan bir yolcunun üzerinden “aha da laiklik elden gitti” yollu feryadı gelmiştir mutlaka.

Saygın bir din adamının evine gösterilen tecessüsün binde birini, Ümraniye çöplüğünde bulunan cephanelikten esirgemenin, iddianame merakıyla açıklanamayacağı aklına hiç gelmez olur mu?

Elbette gelir.

Gelince de, o kahrolası gerginlik kaçınılmaz olur.

Kıvraklığını, “Beni izleyen yılanın bile beli kırılır…” şeklinde açıklamasına bakıp da, her bir şeyi “gevşekliğe” vurup sinirlenmeyeceğini sanmayın.

Nihayetinde o da bir insan evladı. Nasıl gerilmesin?!

Her şeyden evvel bu ‘maç’ çok uzadı.

Üstelik hangi pozisyona oynayabileceğini kestirebilecek kadar net bir skor yok ortada.

Kapatma davası sonucunda kim kazanacak, kim kaybedecek henüz muamma.
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , ,

Atatürk’de sansürlenir..

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 9 Mayıs 2008 tarihinde canarkadaş yazmış, 171 kez okunmuş..

Hürriyet’de “hürriyet” olmadığını yine Taha Kıvanç belgelemiş, emellerine ulaştıklarında en keskin Atatürk muhalifi olacak olan bu doğan grubu, bu; aramızda ki irlandalılar daha çook bela olacaklar bu milletin başına..

Hürriyet Atatürk’ü de sansürlemiş (14 05 2008′DE YALANLANDI)

Taha Kıvanç Evde internetten okuduğum Hadi Uluengin’in Gülen Cemaati’ne ait okullarla ilgili o çok hoş ‘Zil nasıl çalıyor?’ başlıklı yazısını bir daha -bu defa basılı nüshadan- okumaya kalktığımda bir şaşırdım, bir şaşırdım. Ünlü pop sosyolog yönetiminde çıkan Hürriyet söz konusu olduğu için hiç şaşırmamam gerekirdi aslında. Özellikle de, kovulan popüler yazarı “Yazılarımı sansürlediler” iddiasını mahkemeye sunmuşken…

Hürriyet’te bir zamanlar Emin Çölaşan için çalışan makas, o gidince dikkatini Hadi Uluengin’e çevirmiş demek ki…

Çölaşan’ın 1 Aralık 1999 tarihinde çıkan ‘Enerji’ başlıklı yazısı içindeki Mesut Yılmaz’ı çağrıştıran bölümler ayıklanarak yayımlanmıştı biliyorsunuz. Kayıtlara geçsin diye tarihiyle kaydediyorum: Hadi Uluengin’in 7 Mayıs 2008 tarihli yazısı da, içinde Mustafa Kemal ve Türk bayrağı geçen paragrafı bütünüyle atılarak, başka paragraflar da kuşa çevrilerek internete konuldu.
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , ,

MİM babından

3 Yorum Kategori: ra, 17 Şubat 2008 tarihinde canarkadaş yazmış, 416 kez okunmuş..

ImageShackMavinefes bildirdiğine göre, tam yerine denk gelmiş ismimizin yanına bir mim koymuş, bunun üzerine Google mim’e dair ne mimlemiş, diye bir arama yapayım dedim, tabiiki ilk sırada Ekşi sözlük çıktı, bir gösteri olarak mim, Arapça’da bir harf mim, Osmanlıda ve doğu kültüründe mim, işaret, iz yada listeye almak anlamında mim den bahsedilirken bloglarda mim den bahsedilmemesi Hayrettin abim kadar benide hayret ettirdi, Google’a bir daha başvurdum, bu kez bloglarda mim anahtar kelimesini kullandım, bu sefer konumuza müteallik sonuçlar ve böyle de bir şiir çıktı.

Bu mimin işleyişi şöyle: Pası alan blog yazarı kendisine pas atan blogu kritik ederek aldığı pası 3-4 blog yazarına atıyor, diye açıklama, Yazacak bir şeyin yoksa ‘mim’le, diye salvo atışları , Yaa ya kardeş mim ler de bozuldu, Bu mim olayıda ev hanımlarının aralarında yaptıkları günleri hatırlatıyor bana, bir altınımız eksik bir de kısırımız şeklinde serzenişler, ve yüzlerce blogcu insan evladınca yazılmış mim yazısına ulaştım.

Hazır konuya vakıf bir haleti ruhiye içine girmişken bende mim babından ilk yazımı yazayım.

Bana; eskiden her mahallede bir iki tane olan, Almanyadan babasının gönderdiği gerçek futbol topunu camdan diğer çocuklara gösteren ama topu hiç sokağa çıkarmayan çocuklardanmış hissini veren Volkancanın başlattığı bir mim dalgasınının anaforunda olmak bayağı sıkıcı olsa da pek yazışamadığımız ve hiç görüşemediğimiz Mavinefesin nefesini daha fazla ensemde hissetmek istemediğim için mecburen yazı hayatımıza bu yazıyı da ekleyeceğiz.

Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , , ,



Giriş