Taraf

Ahmet Altan’ın tiksindiği tipler

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 4 Kasım 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

Tamamen yalanlardan oluşan Andıç’ı köşesine taşıyarak pekçok insanın hayatını karartan Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi’ye çok zor ve ağır sorular..

Bir kuklaya andıç soruları

Utanmak önemli bir haslet.

Ama senin gibiler için de ağır yük. Onun için sen bu yükü taşımıyorsun. Çünkü utansan senin yazı yazmaman, gazetecilik yapmaman gerekecek.
Önce senin ‘ben satılmamış kalemim’ dediğin yalanından başlayalım. ‘Bir gazetenin başyazarı, sütununda bireysel görüşünden çok gazetenin yayın politikasını yansıtır’ diye yazan sensin.

Başyazarlar değil, senin gibiler bireysel görüşleri yerine başkalarının belirlediği politikaları yansıtır. Kalemini başkalarının görüşlerini yansıtmak için kullanmak bir yazar için utanç vericidir. Ama ‘utanmak’ sana yabancı bir sözcük, biliyorum.

***

Sen ’satılmamış bir kalem’ olduğunu söylerken, ‘ben kalemimi satmam, gazeteyi kim yönlendiriyorsa ona kiralarım’ mı demek istiyorsun? Kiralık bir kalem olmak mı onurlandırıyor seni? Satmıyorsun da kiralıyor musun?

***
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , , , , ,

Medya fahişeleri

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 4 Kasım 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

Sabah başyazarı ErgunBabahan medyadaki kiralık kalemleri yazmış..

ImageShack

Medya fahişesi

İki tür fahişe vardır.
Bir kısmı gerçek kader kurbanıdır. Yaşam onları alıp böyle bir yola sürüklemiştir.
Yaptıkları işten, yaşadıkları hayattan son derece mutsuzdurlar.
Bir de ruhları fahişe olanlar vardır.
Mesleklerini keyif içinde icra ederler. Bedenleri kadar, ruhları da satılıktır.
Bunların benzerleri maalesef bizim meslekte de vardır.
Bugün bekçi köpekliği yaptıkları patronlarının yanlışlarını, günahlarını, hatalarını ancak yeni bir müşteri bulduklarında fark ederler.
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , ,

Başyazarlar meydan savaşı

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 3 Kasım 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

Taha Kıvanç’dan Hürriyetin kukla başyazarı Ekşi ile Star başyazarı Altan arasında geçen tartışmanın analizi.

ImageShackAklımda yanlış kalmadıysa, Oktay Ekşi’yi gazeteciliğe başlatan Çetin Altan’dı; Mehmet Altan’ın babası bir bakıma Oktay Ekşi’nin ‘ustası’ sayılabilir. Hürriyet başyazarının satırlarına sinen ‘hıncı’ anlamamı zorlaştıran bir durum bu…

Tek izah tarzı, dün değindiğim Oktay Ekşi’nin ‘başyazar’ tanımı… “Doğrusu şu ki” diye yazdı Oktay Bey, “Bir gazetenin başyazarı, sütununda, bireysel görüşünden çok gazetenin yayın politikasını yansıtır.” Demek, Hürriyet’in başyazı sütununa yansıyan ‘hınç’ kişisel değil, kurumsal…

Star başyazarı Mehmet Altan’ın kalemi sivri; anlatmak istediğini en keskin ifadelerle sunuyor okurun önüne. Herkes bayram yaparken, o, “Cumhuriyet ne işe yarar?” başlıklı yazısında bazı temel kabulleri sorguluyordu. İngiltere krallık, Suriye ise cumhuriyet, iki ülke karşılaştırıldığında “Cumhuriyet iyi, Krallık kötü” sonucu çıkmıyor. Mehmet Altan da “Türkiye bunlardan hangisine daha yakın?” diye soruyor…

Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , , , ,

Hürrriyeeett

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 2 Kasım 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

Bir kaç kez dile getirmeye çalıştığım başımızdaki Hürriyet belasını, medyada ki sayılı temiz kalemlerden Umur Talu da dile getirmiş, Talu; İnönünün vefatından sonra Hürriyet’in bugün yazdıkları ile 6 yıl önce yazdıklarını karşılaştıryor..

ImageShack

‘En nazik siyasetçi’ idi ama bakın ne olmuştu!

Aslında, önceki gün de (dün için) yazabilirdim. “Medya ile siyaset” üstüne dün çıkan yazıyı yazarken Erdal İnönü’ nün vefat ettiği haberi geldi.
Aklıma da bugünkü yazı geldi.
Sonra vazgeçtim. Ama dünkü gazete başlıkları arasında birini görünce tekrar yazıp hatırlatmaya karar verdim.
Nasıl olsa başka kaç kişi yazardı ki.
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , , , ,

Benim başkanım.

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 29 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

ImageShack

Hatırlarsınız kötülük çiçekleri grubu figüranlarından Bekir Coşkun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için benim Cumhurbşakanım olmayacak demişti, şimdi aynı tartışma, yeni Anayasa Mahkemesi başkanı Haşim Kılıç etrafında dönüyor, malum çevre her gün yeni bir yazı ile başkanın konumunu zayıflatma peşinde, Anayasa mahkemesi başkanlığı seçimlerinin seviyesizliğinden tutunda Haşim Kılıç’ın oraya yakışmadığına kadar yazıyorlarda yazıyorlar, yani başkan yardımcısıyken mesele yok, ama başkan olunca yakışmadı.

Cumhuriyet’in 84. yıldönümü kutlamalarının yapıldığı şu günlerde hala aynı terane; Siz hizmetçi, siz ayak takımısınız, Cumhuriyette en fazla yardımcı rollerde yer alablirsiniz, asli unsurlar olmaya kalkmayın.. İşçisin işçi kal

Üstat Ahmet Kekeç bu konuyu işlediği yazısında geçmiş Anayasa Mahkemesi başkalarını da anlatıyor..

Seviye dersi verene de bakın hele!

Haşim Kılıç’ın Anayasa Mahkemesi’ne başkan seçildiğini, vallahi de billahi de, seçildikten iki gün sonra öğrendim.

Bazıları gibi hayret etmedim.

Bu ülke, anlamsız tehdit değerlendirmeleri yapan Mustafa Bumin’i, birbirini nakzeden konuşmalarıyla ünlü Ahmet Necdet Sezer’i de ‘başkan’ olarak gördü…

Haşim Kılıç niçin olmasındı!
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , , , ,

Bilebildiğimiz, hepimiz acı çekeceğiz ve çok çocuk ölecek.

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 28 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

ImageShack

Tuzak…

Baba filminde çok kritik bir sahne vardır.

Marlon Brando, “ailesini” eroin işine sokması için kendisine ısrar eden rakip çeteden bir gangsterle konuşurken büyük oğlu lafa karışarak bu işe girmekte istekli olduğunu hissettirir.

Brando, daha sonra oğluna “aile içindeki anlaşmazlıkları bir daha başkalarının yanında konuşma” der.

Ama baba-oğul arasında bir görüş ayrılığı olduğunu sezen “rakipleri” Brando’yu öldürmeyi, yerine oğlunun geçmesini sağlamayı “eroin” ticaretini geliştirebilmek için gerekli görürler.

Brando’ya suikast düzenlerler ve “aileler” arasında büyük savaş başlar.

Bir hata herkese pahalıya patlar, çok insan ölür.

Bizim genelkurmay başkanı, hükümeti sıkıştırmak için basın toplantısı düzenleyip “sınırötesi operasyon” yapmak istediğini bütün dünyaya açıkladığında bizi bugüne getiren süreç de başladı.

Bütün düşmanlar bizim “devletin” içinde bir çatlak olduğunu, “sınırötesi” operasyona sürüklenmenin Türkiye’yi bir çıkmaza götüreceğini gördü.

Hükümet, Türkiye’nin dünyayla ilişkilerinde, Avrupa üyeliğinde büyük sorunlar yaratacak, içerde ise Kürt vatandaşları çok tedirgin edecek bir operasyondan uzak durmaya uğraşıyordu.

Daha önce 23 kez girdiğimiz Kuzey Irak’ta sorunu çözemiyorduk.

Çünkü sorun “dışarıda” değil içerdeydi.
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , , , , , ,

Sen Şarabını İç, Fakir Çocuğu Ölsün

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 26 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

ImageShack

Perihan Mağden^den yerinde bir EÖ ve ordu tahlili..

Hesap Sormak Dürtüsü

PKK’nın elindeki 8 kuzunun resmini basmış bazı gazeteler.

Doğan Grubu ‘görmemeyi’ tercih etmiş.

Sekiz güzel/yakışıklı oğlan çocuğu!

‘Üçer aylık eğitimlerle savaşmaya yolladığınız çocuklar bu mu?’ diye manşet atmak isterdim ben.

Bu zamanlarda, bugünlerde her zamankinden daha çok barış yanlısı olmalıyız. Oyuna gelmemeliyiz. Oyuna gelmemeliyiz.

Milli Oyunkuran Ertuğrul Özkök’ün salı günkü ve çarşamba günkü debdeblenmelerinden köşesinde/manşetinde geçilmiyor! El âlemin yavrusunun kanı üstünden kahramanlık türküleri!
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , , , , ,

Koluma dolayayım.

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 26 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

ImageShack

Engin Ardıç, Ertuğrul Özkök’ün son haftadaki yazılarından yola çıkıp çarpıcı bir analiz yaptı.

Ala ala hey!

Girelim mi girmeyelim mi derken, elli kilometre girmişiz yahu… Ama kesmiyor.

Bize bir Genç Osman lazım ki atlayıp hendeği geçecek, Bağdat’ın kapısın açacak (“kapısını” değil, “kapısın”)…

Hoyda bre!

Arkandayız paşam, elimizde viski bardağı… Teşhis budur.

Vatan uğruna gerekirse Cabernet Sauvignon bile içeriz.

Aslına bakarsanız ben askerliğimi yaptım, rüşvet yemem, kedileri köpekleri severim, çay demlerim, erkenden yatarım… Deeemir aağlarlaa ördüüük ana yuurdu dört baştaaan…

Keşke Deniz Baykal’ı da iktidara getirebilsem ama olmuyor.

Hiç olmazsa bırakın beni Bağdat’tan girip Basra’dan çıkayım! Yiyeeeyyt ulaaaayn!

Aksi takdirde tiraj kaybediyoruz ağabey…

Neyse, yeni gelen çocuk Emin’in yerini tuttu gibi.

Bekir’i içeriye kaydırıp onu üçe mi çeksem, ne halt etsem?

Bastır oğlum, satışlar bombok.

Bastırdım amirim: Ulan bir Mehmet Aurelio kadar olamadınız.

“Korkma sönmez” diyor adam, siz korkuyorsunuz. Üstelik sünnetliymiş de.

Koluma dolayayım.”
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , , ,

Sayfa 2/3«123»


Giriş