Taraf

Gaita kontrolu

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 24 Temmuz 2008 tarihinde canarkadaş yazmış, 2 kez okunmuş..

Aktifhaber’den Derya Sert tutuklu generallerin tutukluluk şartlarının rahatlığını anlatmak için geçmişten örnekler vermiş, ya unuttu ya da sert olur diye yazmadı; Allahtan Adnan Menderes’e gaita kontrolu yapan zihniyet şu an hakim değil, düşünsenize generallerin halini..

Ya Paşalara Falaka Çekilseydi!

Paşalarım Ya Tersi Olsaydı!

Şener Paşa, Hurşit Paşa

Ya tersi olsaydı!

Tersi olmadığı için dua eder misiniz bilmem!

‘Geçmiş olsun, Allah kurtarsın’ dileklerimin kabulünü de!

Sizi izlerken sevindiğimi ve memnun olduğumu da!

Geçmişe dalıp çok acı çektiğimi fark edip etmediğinizi de!

Bildiğim bir şey var; sizin gibi generallerin hele de orgenerallerin hakkında kuvvetli bilgi ve belge olmadıktan sonra gözaltına alınıp içeri atılamayacağı!

Öyle ya, bundan 65 sene evvel, hani 43’teki tek partili dönemde, bir Orgeneral olan Mustafa MUĞLALI’nın Van’ın Özalp ilçesinde İranlı koyun hırsızlarına yardım ettikleri iddia edilen 33 masum, savunmasız köylüyü bir gecede kurşuna dizdirdiğini biliyorsunuzdur.
Devamı »

EtiketEtiketler: ,

Sizce ben faşist bir laik miyim?

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 13 Mayıs 2008 tarihinde canarkadaş yazmış, 145 kez okunmuş..

Putkırıcı Ertuğrul putperest Rehn’e karşı

Salih Tuna Canı oldukça sıkkın görülüyor. Son derece keyifsiz, huzursuz, dahası rahatsız bir hali var.

Tez elden atlatır inşallah, diyeceğim, ama, pek atlatacak gibi görünmüyor!

NTV’de, “dedikodu” yazılarına yapılan eleştirilere cevap verirken müthiş gergindi.

“1 Mayıs’ta polisin ölçüsüz saldırısı gibi bana da burada ölçüsüz bir saldırı var.” diyebilecek kadar da ölçüyü şaşırmıştı.

Ne yalan söyleyeyim, içim burkuldu!

Hele, kendisiyle alay edenleri söz konusu ederken yüzünü bir ekşitti ki, maazallah, yüzü ilelebet öyle kalacak sandım.

Kendisini kasmasa, 28 Şubat sürecinde olduğu gibi biraz rahat bıraksa, hiç kuşkusuz bu kadar gerilmezdi.

Mesela, yargının bağımsızlığı gibi lafazanlıklarla Ak Parti’nin kapatılmasını canı gönülden istediğini maskelemek yerine, “Her şey hukuktan ibaret değil…” sözünü yineleyebilse veya üslubunu eleştirdiği Başbakana, “Beni korkutuyor” yollu çekinik tepki koyacağına, eski günlerdeki gibi, “Muhtar bile olamaz” manşetleriyle aslanlar gibi kükreyebilse acayip rahatlayacak ama, nerdeee!..

Olmuyor, yapamıyor işte!

Ah şu konjonktürün gözü kör olsun! Başka ne diyeyim.

Ergenekon mevzuunda “gık”ını çıkarmaması üzerine, “Önce bir iddianameyi görelim!..” derken, gerginliği had safhaya varmıştı.

Akılcağızına, iddianame şöyle dursun, ortada fol yok yumurta yokken, Konya’ya hasta bir çocuğun testisleri üzerinden “türban faciası” üretme gayreti, şehirlerarası otobüs molasında namaz kılan bir yolcunun üzerinden “aha da laiklik elden gitti” yollu feryadı gelmiştir mutlaka.

Saygın bir din adamının evine gösterilen tecessüsün binde birini, Ümraniye çöplüğünde bulunan cephanelikten esirgemenin, iddianame merakıyla açıklanamayacağı aklına hiç gelmez olur mu?

Elbette gelir.

Gelince de, o kahrolası gerginlik kaçınılmaz olur.

Kıvraklığını, “Beni izleyen yılanın bile beli kırılır…” şeklinde açıklamasına bakıp da, her bir şeyi “gevşekliğe” vurup sinirlenmeyeceğini sanmayın.

Nihayetinde o da bir insan evladı. Nasıl gerilmesin?!

Her şeyden evvel bu ‘maç’ çok uzadı.

Üstelik hangi pozisyona oynayabileceğini kestirebilecek kadar net bir skor yok ortada.

Kapatma davası sonucunda kim kazanacak, kim kaybedecek henüz muamma.
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , ,

Atatürk’de sansürlenir..

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 9 Mayıs 2008 tarihinde canarkadaş yazmış, 171 kez okunmuş..

Hürriyet’de “hürriyet” olmadığını yine Taha Kıvanç belgelemiş, emellerine ulaştıklarında en keskin Atatürk muhalifi olacak olan bu doğan grubu, bu; aramızda ki irlandalılar daha çook bela olacaklar bu milletin başına..

Hürriyet Atatürk’ü de sansürlemiş (14 05 2008′DE YALANLANDI)

Taha Kıvanç Evde internetten okuduğum Hadi Uluengin’in Gülen Cemaati’ne ait okullarla ilgili o çok hoş ‘Zil nasıl çalıyor?’ başlıklı yazısını bir daha -bu defa basılı nüshadan- okumaya kalktığımda bir şaşırdım, bir şaşırdım. Ünlü pop sosyolog yönetiminde çıkan Hürriyet söz konusu olduğu için hiç şaşırmamam gerekirdi aslında. Özellikle de, kovulan popüler yazarı “Yazılarımı sansürlediler” iddiasını mahkemeye sunmuşken…

Hürriyet’te bir zamanlar Emin Çölaşan için çalışan makas, o gidince dikkatini Hadi Uluengin’e çevirmiş demek ki…

Çölaşan’ın 1 Aralık 1999 tarihinde çıkan ‘Enerji’ başlıklı yazısı içindeki Mesut Yılmaz’ı çağrıştıran bölümler ayıklanarak yayımlanmıştı biliyorsunuz. Kayıtlara geçsin diye tarihiyle kaydediyorum: Hadi Uluengin’in 7 Mayıs 2008 tarihli yazısı da, içinde Mustafa Kemal ve Türk bayrağı geçen paragrafı bütünüyle atılarak, başka paragraflar da kuşa çevrilerek internete konuldu.
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , ,

Telefonum çaldı, arayan başbakandı

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 7 Mayıs 2008 tarihinde canarkadaş yazmış, 151 kez okunmuş..

Ertuğrul Bey’i niçin davet etmediniz?

Salih Tuna Sayın Başbakan gazetecilerle bir evde toplanıp memleket meseleleri üzerine muhabbet etmek istiyorsa mutlaka onu da çağırsın.

Öyle ayrım gayrım yapmasın.

Sabah’tan Ergun Babahan, Mehmet Barlas, Nazlı Ilıcak, Doğan Grubu’ndan Taha Akyol, Hasan Cemal, Cengiz Çandar, Star’dan Musatafa Karaalioğlu var ama Ertuğrul Özkök yok.

Oldu mu şimdi?

“Makul akıl insanı” bak ne kadar kırılmış:

Davet edilmemesini, lafın belini biraz kırsa da, nihayetinde, “belli bir öfkeyi ve kızgınlığı yansıtan bir motif”e bağlamış.

Daha beteri, “anti-demokratik” ve “çoğunlukçuluk” zihniyetinin tezahürüdür bu, demeye getirmiş.

Bu arada, her siyasetçinin, istediği gazetecilerle konuşma özgürlüğü olduğunu ifade etmeyi de ihmal etmemiş tabii.

Böyle hakikatli, böyle güzel bir insan Ertuğrul Özkök.

“Sakın bunu bir sitem yazısı olarak algılamayın.” demesine bakmayın siz; fena halde kırıldığı besbelli.

Alışkın olduğu bir şey olsa hadi neyse; lakin yıllar yılı, “Telefonum çaldı, arayan başbakandı…” şeklinde lakırdılar eden bir insan evladı için gerçekten de hazmedilir bir şey değil bu.
Devamı »

EtiketEtiketler: , , ,

“Babana söyle de beni buradan kurtarsın.”

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 24 Nisan 2008 tarihinde canarkadaş yazmış, 166 kez okunmuş..

Neredeyse yirmi yıldır okuduğum, allame saydığım Engin Ardıç yeni lider arayışlarını irdelemiş, HULUÇ’un bir lider pırtlatma girişiminnde ifşa edildiği yazıyı alıntıladım, buyrun, valla ben çok tad aldım, afiyet olsun..

Gökten zembille

Engin Ardıçİktidardan nefret eden ama bir o kadar muhalefetten de yaka silken bazı gazeteciler, “yeni bir parti, yeni bir lider” arayışına girdiler.
Fakat gazete köşesinden memleket yönetilemediği gibi, kâğıt üzerinde muhalefet de yaratılamıyor.
Üstelik bu yeni parti, yeni başkanıyla, yalnız muhalefet bayrağını hemen eline almakla kalmayacak, ilk fırsatta iktidara da gelecekmiş!
Fakat bir yandan bunu söylüyorlar, bir yandan “ufukta böyle bir ışığın, böyle bir gelişmenin görünmediğini” de kabul ediyorlar! Bu hazin çelişki, aklı başında olanlarında burukluk yaratıyor; utanma duygusundan hepten yoksun olanlar da pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar…
TÜSİAD başkanı Sayın Arzuhan Yalçındağ’ı bu partinin başında görmek isteyenler çıktı. (Satır arası: “Babana söyle de beni buradan kurtarsın.” )
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , ,

Orayy orayy oraaayy

1 Yorum Kategori: Köşe gönderi, 21 Aralık 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 287 kez okunmuş..

ImageShack

Perşembe günü, Oray Eğin (isimli Akşam’da Serdar Turgut Yaratması) ‘Yılın Skandalı: Çankaya’da alkolü fazla kaçıran köşe yazarı’ diye bir bomba ‘patlattı’. Antre olarak o gün, Hasan Cemal’i övüyor ve ahkâm kesiyor (Medya üstüne ahkâmlarıyla ‘patladı’ ya). Böyle muhabir ruhunu kaybetmeyen köşeci, hâlâ işinin başında kalabilirmiş- zart zurt. Bu mevzular, onun takdirine bakıyor. Zira âlemde.
Aşağıdaki çıkıntıda ise, içip içip Çankaya’daki Cumhuriyet resepsiyonunda KUSAN bir kadın gazeteci jurnalleniyor. İsim vermeden!!
Şu tasvirlerle: “Davete katılan TEK edebiyatçı olması nedeniyle de gecenin yıldızıydı. Bir romanı filme de çekilmişti HATTA. Ama asıl parlamayı köşe yazarlığında yaptı.” Devamı »

EtiketEtiketler: , , , ,

Fakat dikkat edin, sonra cinayet işliyorlar.

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 20 Kasım 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 204 kez okunmuş..

ImageShack

Tarih mi yazdık?

Norveç gibi dandik bir takımı 2-1 gibi sıradan bir skorla yenince tarih mi yazdık?

Yunanistan gibi sıradan bir takıma kendi sahamızda yenilince, Bosna-Hersek gibi önemsiz bir takım karşısında tel tel dökülünce, Malta gibi takım bile olmayan bir takımla, Moldova gibi varlığı yokluğu tartışılacak bir takımla zar zor berabere kalınca ne yazmıştık, coğrafya mı?

Ama Macaristan’ı yendik canım, elli beş yıl öncesinin mucize ekibi!

Bir Puşkaş vardı Puşkaş, gençler bilmezler. Hıncal bilir.

Vallahi biz dünya üçüncüsü de olmuştuk…
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , , , ,

Ahmet Altan’ın tiksindiği tipler

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 4 Kasım 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 395 kez okunmuş..

Tamamen yalanlardan oluşan Andıç’ı köşesine taşıyarak pekçok insanın hayatını karartan Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi’ye çok zor ve ağır sorular..

Bir kuklaya andıç soruları

Utanmak önemli bir haslet.

Ama senin gibiler için de ağır yük. Onun için sen bu yükü taşımıyorsun. Çünkü utansan senin yazı yazmaman, gazetecilik yapmaman gerekecek.
Önce senin ‘ben satılmamış kalemim’ dediğin yalanından başlayalım. ‘Bir gazetenin başyazarı, sütununda bireysel görüşünden çok gazetenin yayın politikasını yansıtır’ diye yazan sensin.

Başyazarlar değil, senin gibiler bireysel görüşleri yerine başkalarının belirlediği politikaları yansıtır. Kalemini başkalarının görüşlerini yansıtmak için kullanmak bir yazar için utanç vericidir. Ama ‘utanmak’ sana yabancı bir sözcük, biliyorum.

***

Sen ’satılmamış bir kalem’ olduğunu söylerken, ‘ben kalemimi satmam, gazeteyi kim yönlendiriyorsa ona kiralarım’ mı demek istiyorsun? Kiralık bir kalem olmak mı onurlandırıyor seni? Satmıyorsun da kiralıyor musun?

***
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , , , , ,

Sayfa 1/3123»


Giriş