Kapıda zil sesi… Yaşlı bir kadın yalnızlığının ürkütülmesinden rahatsız. Uyukladığı divandan ağır ağır doğruluyor. Dizlerinde onca ağrı… Eşyalara tutunarak kapıya yöneliyor. Gözetleme deliğinden bakacakken vazgeçiyor, merdivenlerin ışığı yanmıyor çünkü. İkinci kez basılıyor zile. Yüreği bir daha geliyor ağzına. Mutfağa geçiyor telaşla, oradan da balkona… Aşağıya bakıyor. Kent ışıklar içinde.
DevamıDİYET ( ÖYKÜ Mehmet ATİLLA )
Ömer Seyfettin için…
Evinde kahvaltı yapmazdı hiç; yıllardan beri… Son zamanlarda karısını uyandırmadan yataktan çıkmanın da ustası olmuştu. Bir tavşan sessizliğiyle giyinir ve usulca çekerdi odanın kapısını. Dolapta akşamdan kalan bir şeyler varsa doldururdu sefer tasına; yoksa ne yapalım, Allah kerim! Merdiven boşluğunda yankılanan minik tıkırtıları arkasında bırakarak inerdi aşağıya. Çoğu zaman dudaklarında aynı kıpırdanma: Yaşlılık kapıya dayandı be oğlum. Koca bir hayat geldi geçti, ellerin bomboş… Çocukları olmamıştı. (NEDENİNİ DÜŞÜNMEK İNSANIN ÖMRÜNÜ AZALTIR.) Çareyi ceplerinde aradı hemen, sigara ve çakmakta…
YOKSUL YOLCULUK ( Öykü Mehmet ATİLLA )
Avluyu toprak yoldan ayıran duvarın arkasından ayak sesleri geliyor. Bir köpek uyuyor köşede, ayaklarını altına toplamış; dört değil de sekiz ayağı var sanki, öyle görünüyor uzaktan bakınca. Kuşluk vaktinin o kendine özgü sessizliği, gün boyunca olacakları beklemenin tuhaf gerginliğiyle doluyor ağaçların arasına, darmadağınık evlerin ve gittikçe sararan tarlaların…
DevamıAY! O DA MI ÖLDÜ? ( ÖYKÜ Mehmet ATİLLA )
Yürüyorduk. Ancak birbirine yaslanarak durabilen evlerin arasında… Ocaklardan yükselen yemek kokuları akşamüstü dedikodularının o kendine özgü sarmalına eşlik etmeye başlamışken çoktandır, kadınlar sarkıyordu pencerelerden birer üzüm salkımı gibi. Ve bir seyyar satıcı bekliyordu yolun ortasında; nereye gideceğine bir türlü karar verememiş…
BAĞBOZUMU ( Öykü Mehmet ATİLLA )
Her şey bir yol yitimiyle başladı.
Altımızda kara bir yılan gibi uzanıp bir yandan da gecenin derinliğine doğru ilerleyen o upuzun şerit, gözlerimin önünden bir anda silinince ne yapacağımı şaşırdım. Sanki yolu değil de yaşamı ikiye bölen bembeyaz çizgileri; sağa sola dizilmiş kırmızılı yeşilli kilometre taşlarını tuhaf bir telaşla aradım. Ama bulamadım hiçbirini. Bu sırada farların ışığı da sürekli yön değiştirmeye başlamıştı.
Uzun bir aşk hikayesi

Dondurucu soğukta bir an önce evime varabilmek için hızla yürürken, ayağımın ucunda bir cüzdan gördüm.. Hemen aldım. Sahibini gösteren bir kimlik vardır diye acele acele açtım.. İçinde üç dolar ve sararıp kat yerleri yıpranmış eski bir zarftan başka birşey yoktu… Sol üst köşede yalnızca gönderenin adresi, alıcı adresi yerinde bir posta kutusu numarası vardı.
DevamıYANLIŞ ANLAMA ( öykü )

Genç adam sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti. Yanmanın nedeni aksam yedikleri değil uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi. Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti. Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı. Bitmeli dedi içinden her gün bu tatsız uyanış bitmeli.
DevamıBİR YAZARIN KALEMİNDEN
Seni seviyorum.” Önce bu sözcükleri bir rafa kaldırmalıyız; dirseğimizle kırmak zorunda kalacağımız bir camın arkasındaki bir kutuya; bir bankaya koymalıyız. Onları bir tüp C vitamini hapı gibi ortalarda bırakmamalıyız. Bu sözler dilimize çok kolay gelirse düşünmeden kullanabiliriz; dayanamayız.
DevamıYANLIŞ ANLAMA (MİNİ HİKAYE)
GENÇ KIZ DELİKANLIYA SORAR:
BENDEN HOŞLANIYORMUSUN?
ÇOCUK ‘HAYIR’ DİYE CEVAP VERİR
KIZ SORAR:
BENİ SEVİMLİ BULUYOMUSUN ?
ÇOCUK ‘HAYIR’ DİYE CEVAP VERİR
KIZ SORAR:
KALBİNDE YERİM VARMI
ÇOCUK ‘HAYIR’ DİYE CEVAP VERİR
KIZ SORAR:
PEKİ GİDERSEM BENİM İÇİN AGLARMISIN?
ÇOCUK ‘HAYIR’ DİYE CEVAP VERİR
KIZ ÜZGÜN ÜZGÜN ELV eda DER GİTMEK ÜZERE ARKASINI DÖNER
.ÇOCUK ONU KOLLARINA ALIR SARILIR VE:
”BEN SENDEN HOŞLANMIYORUM SENİ SEVİYORUM.
SENİ SEVİMLİ DEĞİL BAŞ DÖNDÜRÜCÜ BULUYORUM.
KALBİMDE SANA YER YOK ÇÜNKÜ BENİM KALBİM SENSİN
VE SENİN ARKANDAN AĞLAMAM, ÖLÜRÜM
( internetten )
Devamı

Karşılığı..