Taraf

Sosyoloji bana bu adamın daha çook kötülük yapacağını söylüyor..

Kategori: Köşe gönderi -18 Eylül 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

Bir bu adama ve yazısına bakın, Türkiye medyasının amiral gemisi ! dediÄŸi gazetesinde nasıl Askeri Darbe’nin yolunu yapıyor..

Bir de yazının bitiminde ki resimde yer alan, Tiananmen meydanın’da (Haziran 1989) Çin hükümetince katliam yapılarak bastırılan gösterilerde, çekilen bir fotoÄŸraf karesi ile ölümsüzleÅŸen, özgürlük için ölümü göze alan insana bakın..

ImageShack

Ufukta yeni bir darbe mi var ?

TÜRKİYE’de kadınların geleceği tehlikede.Evet bu önümüzde somut bir tehlike olarak duruyor.

Ayşe Arman’a çok teşekkürler.

Ama ondan çok, öğrencisi olmaktan hep gurur duyduğum, hocam Profesör Şerif Mardin’e çok teşekkürler.

Çünkü Türkiye’nin geleceği üzerine bizi düşündürmeye, hem de çok ciddi düşündürmeye devam ediyor.

Önce “mahalle baskısı” denen korkutucu olguya dikkatimizi çekti.

Yani bu çağın en tehlikeli olgusuna.

Mahalli despotluÄŸa…

* * *

Şimdi de kadınlara çok ciddi bir çağrı yapıyor.

Hürriyet Pazar’da AyÅŸe Arman’la yaptığı mülakatta çok açık bir ifade ile “GeleceÄŸinizden korkun” diyor.

Evet ben de giderek bu tehlikeden korkmaya başladım.

Yanlış anlamayın.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın böyle bir despotluğu istediğini, böyle bir gizli ajandayı uygulamaya başladığını ve Türkiye’yi karanlığa götürmek istediklerini düşünmüyorum.

Onları tanıdığım için, böyle bir endişem yok.

Ama ben, onları da aşacak bir tehlikeden korkuyorum.

Tek, bir tek kiÅŸinin baÅŸlatacağı bir “dini diktatörlükten” korkuyorum.

Yani Türkiye’yi İran’dan bile beter hale getirecek bir tehlikeden.

Bütün samimiyetimle hepimizi, AKP’lileri de, türbanlı kadınları da bu tehlikeye karşı uyarmak istiyorum.

* * *

Kafamdaki kıvılcım, geçen hafta Milliyet Gazetesi’nde çıkan bir yazı ile çaktı.

Åžehirlerarası otobüslerde bazı kiÅŸiler “namaz molası” istemeye baÅŸlamış.

Şimdi bazıları çıkıp şunu söylüyor:

“Canım birkaç kiÅŸi bunu yapmış ne olur?”

Sosyolog yanım, bu gerekçeye hiç ama hiç güvenmiyor.

Bütün Türkiye’den bunu yapan tek kişi bile olsa, bütün toplumu din taassubuna sokacak bir tehlike mevcuttur demektir.

Çünkü o “tek kiÅŸi” bunu “din adına” yapıyor.

Öyle yapıca hepimizin itiraz gücü bir anda kırılıyor.

Demokrasinin temeli olan itirazın bağışıklık sistemi çöküyor.

Neden mi?

Buna da bütün samimiyetimizle teşhis koyalım.

Çünkü korkuyoruz.

Çıkıp bir iki kelime etsek, küçük bir itirazda bulunsak, hemen “dinsizlikle” suçlanmaktan, bizi fanatiklere hedef yapacak manÅŸetlerden korkuyoruz.

* * *

İtiraf edelim, söz konusu din, hele hele İslam dini olunca hepimiz bu fanatizmden ürküyoruz.

Bir otobüste 40 kişi olsak da, o bir kişinin yarattığı diktatörlük hepimizi sindiriyor.

İşte bu nedenle, çok istediğim halde, üniversitede türbanın serbest bırakılmasını bütün gücümle savunamıyorum.

Çünkü biliyorum ki, o serbesiyet, Anadolu’nun bazı kasabalarında, ÅŸehirlerinde, birileri tarafından “mecburiyet” haline getirilecek ve genç kızlar bu istibdat altında kaybolup gidecektir.

Ki, aynı endişeyi eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin de paylaşıyor ve tehlikeye dikkat çekiyor.

Ve bu endiÅŸe giderek “makul akıl” insanlarının ortak düşüncesi haline geliyor.

* * *

Demokrasiyi koruma refleksimiz bugüne kadar hep, hak ve özgürlükleri askeri darbelere karşı koruma fikri üzerine kuruldu.

Yani bireyi koruma refleksimiz geliÅŸti.

Peki ya bizleri, hepimizi despot bireylere karşı koruma refleksi?

Yani ramazanda içkimize müdahale eden, otobüs yolcularını namaz molasına zorlayan, ilerde muhtemelen Anadolu kızlarını üniversiteye türbansız sokmayacak zorbalığa karşı ne yapacağız?

* * *

Size şunu söyleyeyim.

O despotizm çoğumuzu askerden çok korkutuyor.

Hepimiz hissediyoruz ki, askerinkinde hapis var, ama ötekinde cinayet…

Biri geliyor ve sonra kendi isteÄŸiyle gidiyor.

Öteki gelirse bir daha gitmeyecek.

Şerif Mardin hepimizi uyarıyor.

Ama emin olun bu uyarı bizden çok anayasa taslağı hazırlayan AKP’yi ilgilendiriyor.

Çünkü artık onlara asıl tehdit bu cenahtan gelecek.

Demokrasiyi bekleyen asıl darbe tehlikesi artık budur…

İMZA

ImageShack

FotoÄŸraftaki adamın ismi bilinmemektedir. hala yaÅŸayıp yaÅŸamadığına dair bir kanıt da yoktur. fakat isimsiz bir fotoÄŸraf karesi haliyle bile time 100 lider ve devrimci anketinde ” the unknown rebel ” adıyla yer almasına yetmiÅŸtir.  İMZA

ImageShack


Bu yazı 18 Eylül 2007 Salı günü 08:00 gibi Köşe gönderi kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilir, yorum yapabilir veya kendi sitenizden geri izlemede bulunabilirsiniz.

Benzer Yazılar:



Irak’ta çocuk olmak..

Haketti mi ?


GiriÅŸ