17 Ağustos depreminin ertesi günüydü; bulabildiğimiz, toplayabildiğimiz, elimize geçen her şeyi bir kamyonete doldurup deprem bölgesine yardıma koşmuştuk..

Deprem bölgesinde göreceklerimizi, yaşayacağımız şokun, olayın büyüklüğünü bilmeden.

deprem

2 güne yakın oralardaydık, erzakları, paraları kısa sürede dağıtıp , enkaz kaldırma çalışmalarına yardımcı olmaya çalışmıştık, deprem bölgesinde beni en çok sarsan görüntü yıkık binaların, ayakta kalan üst katlarının perdeleriydi (miş).

Ben bu sarsıntının farkında olmadığım için (miş) dedim, zira perdeler deprem bölgesinin hay huyu içinde bana o kadar dokunmamış, dokunamamıştı..

deprem

Ne zaman ki eve döndüm, depremin üzerinden 1 hafta 10 gün geçti, perdeler, rüyalarımdan, gözümün önünden gitmez oldu, günlerce uyuyamadım, yıkılmış binaların üst katlarından, dışarıya doğru savrulan, aslında üst katın olan ama; alt katın üzerinden sallanan perdeler.. Zaman geçtikçe bu perdelerin görünümü daha da ciğerimi yakar hale gelmişti.

deprem

Nasıl, ne zaman pedeleri unuttum bilmiyorum, aynen ne kadar etkilendiğimi farketmediğim gibi, perdelerin ne kadar zaman sonra aklımdan çıktığını da hatırlamıyorum.

17 Ağustos depreminin yıl dönümü vesilesi ile bütün internet deprem yazısı, videosu resmi ile dolu, olağan haber siteleri ziyaretlerimi yaparken altda ki şiire rastladım, Yavuz Nufel yazmış, Fahir Atakoğlunun bestesi ile çekilmiş klibide varmış, çok acı, çok acıklı bir şiir, en az perdeler kadar canımı yaktı…..

Allah …… Korusun……

deprem

ENKAZ ATINDA

baba bak!
o görünen annemin eli
senin aldığın yüzükten belli
kardeşlerimi düşünme
onlar şu anda parktadır belki
oyuncak helikopter
alamamıştın ya hani
alma artık istemem
bak! onlarca helikopter
hem hepsi de sahici

kıpırdat gözlerini
konuş benimle baba
´elle gelen düğün bayram´
derdin ya hep
bu nasıl düğün,
bu nasıl bayram
neden yerde yatıyor
teyzen, halam, dayım , amcam?

ne olur bir şeyler söyle
konuş benimle

hadi benim aslan babam…
istemezsen bu sene
okula da gitmem
eğer gidersem
geçen seneki idare eder,
yeni önlük de istemem
bir kerecik ´oğlum´ de yeter.

bacaklarında kan var
kırıldı mı yoksa?!
hemen alçıya alsınlar
duyuyor musun
geliyor ambulanslar…
sen iyileşinceye kadar
ben su satar, simit satar
size bakarım;

annemin çamaşır ipleri
yine kopmuş
sen üzülme ben takarım!..
daha dün senin
kocaman adamındım;

berbere götürecektin hani,
uzadığı için saçlarım…

´Yavrum´ de okşa saçlarımı,
öp yanaklarımı
babacığım ne olursun!..
hadi kalk

sen de bağır, sen de çağır
her taraf yanıyor cayır cayır
´ Erkekeler ağlamaz´ dersin
ama
ağlamak istiyorsan ağla
vallahi kimseye söylemem baba gözlerine toz dolmuş
silsene baba!

baba!!!
baba!.. baba!..

yoksa baba!…
BABAAAAAAAAAAAAAAA!!!

Yavuz Nufel

deprem

Video 1
Video 2

Youtube girebilmek için tıklayın..

UYARI KONUDA GEÇEN UYGULAMA VE EKLENTİLERİN SİSTEMİNİZLE UYUMLU, GÜNCELLERİNİ BULUP DENEMELİ, KULLANMALISINIZ

2 Yorum -“Perdeler”

  1. Nihal yazmış:

    Canarkadaş o günü unutmak mümkünmü bir yıl boyunca etkisinden kurtulamadım. Bizde o kara günde ordaydık. Allah bir daha göstermesin.

Yorumlayın

Lütfen kuralları okumadan yorum yapmayınız.. uyarı

*

Güvenlik <