Gözünüze girsin haremlik-selamlık gösteri
Gazze katliamı telin gösterilerini, “Haremlik-selamlık gösteri…” şeklinde “görmenin” iler tutar yanı var mı?
Bir büyük televizyon kanalının ana haber bülteni bunu nasıl yapar?
Onca flama – pankart / konuşma, onca feryat-figan / slogan arasından bir buna dikkat çekmeye çalışmanın ne anlamı var?
Bu nasıl “tecessüs”, bu nasıl “duyarlıktır” arkadaş?
Gerçekten anlaşılır şey değil!..
Siz katledilen bir halkın diline, giysisine bakar mısınız?
Bakar mısınız küçücük bedeni füzeyle parçalanan bir çocuğun derisinin rengine?
O halde…
Çoluk çocuk, kadın ihtiyar hunharca katledilen bir halkın sesi olmaya gayret edenlerin şekline şemaline niçin bakıyorsunuz?
Nasıl adamlarsınız lan siz?
Tedavisi için İstanbul’da bulunan Mahmut Carur adlı Filistinli bir delikanlının dramı ilginizi çekmiyor da, göstericilerin “haremlik – selamlık” duruşu ilginizi çekiyor!
Beyazıt’daki on bin kişilik gösteriye katılan Mahmut Carur’un, beş yıl İsrail cezaevinde yattıktan sonra serbest kalan ağabeyine daha sarılamadan, şehit olduğunu öğrenmesi ve ayakta zor duran yürek yakan hali umrunuzda değil demek ki!
Peki…
Dinci faşist İsrail rejiminin hunharca katlettiği Filistinli kardeşlerine hıçkırıklarla ağlayanların feryadını duyuracağınıza, marjinal göstermeye çalışmanızın manası ne?
Kürdü, Türkü, Lazı, Çerkeziyle topyekûn Türkiye kamuoyunun vicdanını dillendiren mitingleri “haremlik- selamlık” diye nitelendirmenin mantığı nedir?
Ortada tarihin en vahşi, en acımasız katliamlarından biri var…
Dinci-faşist İsrail rejimi, ambargo nedeniyle aç susuz, savunmasız bırakarak toplama kampı haline getirdiği Gazze’yi kan gölüne çevirmiş!..
Van’dan Konya’ya, Antalya’dan İstanbul’a kadar yurdun her köşesindeki protesto gösterilerinde canhıraş feryatlar yükseliyor!..
Siz hâlâ o eski teraneyi terennüm ediyorsunuz!
Manyak mısınız yoksa bir Bush esprisi mi yapıyorsunuz? (Hani, kafasına atılan ayakkabı için, 1o numara, demişti ya.)
Değilse, niçin puştluk yapıyorsunuz?
Tamam, vaktiyle, 28 Şubat’ın menevişli döneminde böyle “puştluklara” sıklıkla başvururdunuz.
Mesela…
Almanya’daki bir kapalı spor salonunda, tahta kılıçlarla yapılan “müsamereyi” ana haber bülteninizde her Allah’ın günü servise sokar; laik kardeşlerimizi “bu kış şeriat ha geldi, ha gelecek” yollu tehditle tir tir titredir; zinde kuvvetlere zemin hazırlardınız!
Lakin şimdi ne var, ne oluyor?
Dinci faşist İsrail rejiminin 18 aydır vahşi bir ambargoyla abluka altına aldığı Gazze’yi bir Belsen, bir Treblinka veya bir Auschwitz’e dönüştürme vahşetine isyan edenleri marjinal gösterme gayretinizin altında ne yatıyor?
Kime, neyin mesajını vermeye çalışıyorsunuz?
Kuşatma altında tuttuğu sivil halkın üzerine bomba yağdıran savaş suçlusu dinci-faşist İsrail rejimini TKP’den IHH’ya, Özgür-Der’den İHD’ye kadar hatırı sayılır bütün sivil toplum örgütleri lanetlerken, size ne oluyor?
Utanmıyor musunuz?
“Filistin halkı yalnız değildir!..” diye haykıran Türkiye Komünist Partisi (TKP) de mi “haremlik-selamlık”?
Adamlar “ateist” olsalar bile, hiç değilse “gavur” değil.
“Haremlik-selamlık gösteri…” ne demek? Bu nasıl bir kahpelik, bu nasıl bir gavurluktur?
Ulan oğlum, hadi Ehud Barak, Hitler’in gözlerine bakıyor, siz kimin gözlerine bakıyorsunuz?
Salih Tuna
Allah senden ve senin gibi keskin ve dürüst kalemlilerden razı olsun, Kardeşim onların rahatsızlığı, israilin protesto edilmesi. Onlarda haklı sahiplerine uzanan ellere havlayan köpekler gibi görevlerini yapıyorlar. Yoksa sahipleri yallarını keser zavallıların. Yazıyı yeni okudum. Bir konuda çok üzüldüm. Yazını yayınlayalı beş gün olmuş. Ama böylesine hassas bir konuda hiç yorum gelmemesi çok üzücü.
Yalnız, yazıda da belirttiğim gibi; yazı Salih Tuna’ta aittir..
Deniz Baykal iki sene önce demişti; Türkiyenin basın haritası değişiyor..
Bu günleri ön görmüştü, asalak sağcılar, Tayyip Erdoğan’ın elini öpecekleri yerde hasislik yapıp, solculardan daha çok AKP düşmanlığı yapıyorlar, Salih Tuna gibi kaliteli kalemleri Tayyip Erdoğan sayesinde okuyabiliyoruz..
İnşallah daha güzel günlere, İnşallah iyi zamanlaRA..