Kuşatma altında ( Gülay GÖKTÜRK )
Kategori: Köşe gönderi -10 Haziran 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..
Bugün Åžerif Mardin’in ifadesiyle “mahalle baskısı” hakkında yazacakken öyle bir TSK baskısı geldi ki, muhtemel bir tehlike olarak “mahalle baskısı’nı konu etmek resmen lüks oldu. Hele “mahalle baskısı” biraz daha beklesin bakalım, biz artık resmen “siyasete soyunmuÅŸ” görünen TSK baskısıyla baÅŸetmeye çalışalım.Genelkurmay’ın 8 Haziran tarihli son bildirisiyle bir kez daha ortaya çıktı ki, TSK artık bir siyasi parti gibi davranmaya baÅŸladı. Siyaset alanındaki taÅŸeronlarının performansından hoÅŸnut kalmamış olmalı ki, açıklamalarıyla, bildirileriyle, uyarılarıyla siyasi faaliyete artık bizzat kendisi katılıyor. Tabii herhangi bir parti gibi yapmıyor bunu. Kendisini yasama ve yürütme gücü yerine koyarak ulusa siyasi çaÄŸrı yapıyor; dost düşman belirliyor. Halkı “ulus devletten yana” ve “ulus devlete karşı” olanlar diye ikiye bölüyor. Siyasi alanı iyice daraltırken, kendisini bu alanda gerçek anlamda tek yetkili güç haline getirmeye çalışıyor. “Ulusu teröre karşı kitlesel ve refleksif bir ÅŸekilde direnmeye davet etmesini” baÅŸka türlü okumaya imkan yok. Olan bitenler hepimizin gözleri önünde olup bitiyor.
Kendilerini “cumhuriyetin kurucusu ve asıl sahibi” olarak gören güçler 27 Nisan’dan beri Türkiye’yi hızla militarist bir demokrasi anlayışına doÄŸru sürüklemeye çalışıyor. Bu süreci ilerletirken de, Türkiye’nin malum temel kronik sorunlarını, ülkenin siyaset iklimini otoriterleÅŸtirmenin manivelaları olarak kullanıyor. Cumhuriyet mitingleri, “laiklik-ÅŸeriat” ekseninde bir kutuplaÅŸma yaratma denemeleriydi. Hayali tehlikeler yaratılarak, kitlelerdeki ÅŸeriat fobisi kışkırtılarak hükümet sıkıştırılmaya toplumsal bir çatışma ortamı oluÅŸturulmaya çalışıldı.
Bu olmadı. Hemen ardından, aynı kutuplaÅŸtırma çabasının diÄŸer müzmin sorunumuz, Kürt sorunu kullanılarak azdırılmayı çalışıldığına tanık oluyoruz. Kitleleri “teröre karşı refleksif tepkiler vermeye” çağırmanın ne kadar tehlikeli bir çaÄŸrı olduÄŸu açık deÄŸil mi? Nasıl bir ateÅŸle oynanıyor? Åžehit cenazelerinin Kürt-Türk çatışmasına dönüşmesi, kardeÅŸ kavgasının baÅŸlaması tehlikesi görülmüyor mu?
Artık apaçık ortada olan strateji, mevcut hükümeti terör meselesinde sıkıştırmaktır. Öyle bir kuÅŸatma ki bu, hükümet TSK’nın Irak’a girmesine izin vermezse yükselen terörün sorumlusu ilan edilecek. İzin verirse zaten doÄŸacak savaÅŸ ortamında sivil siyaset hepten boÄŸulacak; “özel güvenlik bölgeleri” bütün Türkiye’yi kapsayacak, ne Ak Parti iktidarı kalacak ortada, ne demokrasi, ne seçim ortamı…
* * *
Hükümetin bu kuşatmayı kırması, olayların peşine takılmayı bırakıp inisiyatifi ele geçirmesi için çok az zamanı kaldığını görmesi gerek. Demokrasinin otoriterleşme eğilimlerini altetmesi için siyaset her zamankinden daha cesur, daha becerikli ve basiretli olmak zorunda.
Ak Parti hükümeti, içerde siyasi ittifaklarını güçlendirmeye ve kamuoyunu olup bitenden haberdar edip yanına çekmeye çalışmak; dışarıda aktif diplomasiyle terörle mücadelenin inisiyatifini ele geçirmek, Irak yönetimini ve ABD’yi zorlayacak bütün kozlarımızı (Habur sınır kapısının kapatılması, elektriÄŸin kesilmesi, ticari önlemlerin alınması, uçuÅŸların durdurulması gibi) derhal devreye sokmak ve bütün bunları çok hızlı yapmak zorunda…
Aksi takdirde geleceğimiz hiç de parlak görünmüyor.

Bugün 10 06 2007
Bu yazı
10 Haziran 2007 Pazar günü 08:38 gibi
Köşe gönderi kategorisi altında yayınlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilir,
yorum yapabilir veya kendi sitenizden geri izlemede bulunabilirsiniz.
Benzer Yazılar:
Cep telefonuna reklam kabul et, para kazan →





