Taraf

  • Kuş Hatıraları ( İbrahim SADRİ )
  • Yazar canarkadaş 23 Nisan 2007 – 20:12 -

    KUŞ HATIRALARI


         

    Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
    Rüyalarımıza melekler uğrardı.
    Kapımızdan yoğurtçu
    Bahçemizden ishak kuşu
    Kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.
    Kışın bir sobamız olurdu
    Sobanın yanında kedimiz
    Kedinin önünde yün yumağı
    Bir hayat bilgisi fotoğrafı gibiydik
    Yerli malı kullanan
    Yurdunun üç tarafı denizlerle çevrili
    Kuru üzüm, incir, fındık
    Tütün, çay, narenciye, kavun karpuz yetiştiren
    Kuru üzümle inciri satan, Karşılığında
    Çamaşır makinesi, radyo ve otomobil alan
    Bir toprağın fertleri…
    Biraz yoksul, biraz mütevekkil
    Biraz mahcup, biraz kırılgan
    Biraz naif, ama hep umutlu…
    Özlerdik
    Memleketteki halamızı
    İnce doğranmış bir dilim pastırmayı
    Yurttan sesler korosunu
    Akşam komşuluklarını
    Radyo tiyatrolarını
    Sabah ezanını
    Kalaycıyı, bozacıyı
    Münir Nurettin şarkılarını
    Orhan Boran yarışmalarını
    Kandil gecelerini
    Duvarlarımızın sarmaşıklarını
    Bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
    Okul önü koz helvalarını
    Akşam oturmalarını
    Ve hayatı…
    Ben
    Çorbalardan tarhanayı
    Yemeklerden kuru fasulyeyi
    Sigaralardan harmanı
    Belki bunun için çok sevdim
    Yollar bozuk, musluklar bozuk
    Ziller bozuk, paralar bozuk
    Ama adamlar sağlam idi.
    Top oynardık
    İp atlar, kedi kovalar
    Taşlarla birbirimizin başını yarar
    Mahalle savaşları çıkarır
    Gece olunca da tutar babalarımızın elinden
    Yazlık sinemalara gider Sadri Alışık, Vahi Öz
    Belgin Doruk, Cüneyt Arkın seyreder
    Olimpos gazozları içer
    Güler, eğlenir, bağırır, çağırır
    Dönerken yıldızları sayardık
    Biz sıkı çocuklardık.
    Hepimizin birer yıldızı vardı
    Onlara isim takardık
    Onlar da bize isim takardı
    Pus ve dumandan önce bu şehrin
    Geceleri göz kırpan ve isimler
    takılan yıldızları vardı
    Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik
    Biz kimseden yana değildik
    Kimsenin de kendinden yana
    olmasını istediği birileri olmazdı
    Bir değirmendeydik
    Öğütülen
    Öğütülürken türküler söyleyen
    Buğday başaklarına benziyorduk
    Bu şehrin yıldızları vardı
    Saçlarına kurdelalar takan
    Çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına
    Leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
    Gözleri önlerinde
    Yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde
    Küçük çocukları vardı bu şehrin
    Bu şehrin yıldızları vardı.
    Ben Fenerbahçe’yi amcam Vefa’yı tutardı
    Konya tahıl ambarı, Mersin muz cennetiydi
    Taksimden Fatihe troleybüs kalkar
    Şişhanede mutlak raydan çıkardı
    Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı
    Muammer Karacanın adına bir tiyatro binası yoktu. Bizzat kendisi vardı.
    Başımız ağrırdı komşumuz vardı
    Gönlümüz daralırdı komşumuz vardı.
    Çorbamızı, umutlarımızı
    Memleket kadar kalbimizi paylaştığımız
    komşularımız vardı
    Geceleri bekçimiz
    Gündüzleri sütçümüz
    Bizim kadar zayıf da olsa
    Nohuda ve makarnaya alışmış da olsa
    Sarman adında bir kedimiz
    Ceplerimizde kırık misketlerimiz
    Çamur bulaşığı ellerimiz
    Ve gülümseyen bir yüzümüz.
    Göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
    Bir araya gelerek çektirebileceğimiz
    Bir aile fotoğrafımız vardı
    Bir sabah bütün iyi şeylerin
    Ayvansaray iskelesinden
    Hayal ülkesine doğru demir alan
    Bir şirket-i hayriye vapuru gibi
    Aramızdan ayrıldığını gördük.
    Sonra Ayvansaray’ın sularının
    çekildiğini yazdı gazeteler
    Süheyla Hanımın, Raci Beyin
    Melahat Mehveş Ablanın
    Nikonun
    Ercüment Efendinin
    çekildiğini ise
    Yazmadılar nedense
    Ama yok ,
    Ama yoklar
    Ne harman sigara kaldı geriye
    Ne olimpos gazozu
    Ne de Sadri Alışık
    Kalan?
    Kalan bir tortuydu belki
    Belki kırık bir rüya denizi
    Belki suya düşürdüğümüz suretimizin
    Cep aynamıza nüktedan bir yansımasıydı her şey
    Her şey
    Maltepe sigarasının
    Her arandığında
    Her bakkalda bulunabilmesi ile
    Büyüsünü kaybetmişti belki de
    Belki de biz bir rüya mı görmüştük?
    Hadi hepsi yalandı
    Hadi hepsi hayaldi
    Hadi hepsini ben uydurmuştum.
    Ama rüyalarımızın melekleri
    Ve sofralarımızın daim konukları kuşlar
    Ya onlar?
    Onları siz de görmediniz mi?
    Sizin de sofralarınıza konup
    Rüyalarınıza uğramadılar mı?
    Onlar da mı yalandı?

    İBRAHİM SADRİ


    Yazar R A - Anasayfa

    Kategori Eskimeyen Satırlar |