Kini bütün medyamız devreye girdi.
İsrail ile yaşanan son gerginligi tavana vurdurmak, arada TRT yi de -HAL-letmek için tam mesai ile çalışıyorlar.
Kindaş medya bu, normal… Dediğinizi duyar gibiyim, bunlar değil miydi? Kardak krizinin mimarı, bunlar değil miydi? komşu ülke yetkililerine hakaretler yağdıranlar, bunlar değil miydi, ne kadar sınır komşumuz varsa aramızı açmaya çalışan bunlar değil mi? 7 yıldır ülkede mali kriz çıkartmaya çalışan… BUNLAAR..
Şimdi de İsrail krizine körüklü ile gidiyorlar, dur bakalım ne olacak.. Bu klavuzlarla, bu hırsla Aydın Doğan’ın da sonu Sedat Simavi gibi mi olacak..

MHP, önceki seçimlerde hem milli duyguları sömürmede üst limitleri zorladığı, hem de CHP’nin küskünleri tarafından desteklendiği halde % 15 bandını aşamadı. CHP’nin ise durumu biraz farklı; Ergenekon destekçiliği nedeniyle kaybedeceği oylar kadar kazanacağı oylar da olacaktır CHP’nin. Yani asimile olduğu, eskiden sosyal demokratken artık bu vizyonunu yitirdiği için desteklerini çekenler bile sırf “Baykal, Ergenekon sanıklarına selam gönderdi” diye yekvücut olup CHP’ye destek verebilirler. Fakat bu durumda bile CHP’nin, dediğin % 25 bandını aşması mucize olur. Türkiye’de % 30’dan fazla sol seçmen yok çünkü. (Aslında MHP de hayli zamandır Türkiye’nin klasik ve alışılmış sol segmentine dahil oldu ama faşistten ancak bu özelliklerde solcu çıkabiliyor demek ki!)
Kindaş Sesler Korosu’nun erken seçim yaptıracak gücünün de, takatinin de kalmadığı görüşündeyim. Onlar batan gemilerinin aldığı suları boşaltma derdiyle uğraşıyorlar. Bu durumdayken istedikleri kadar zorlasalar da erken seçim yaptıracak kadar dış destek (koro harici) sağlayamazlar.
Gelecek genel seçimlerde oy dağılımını etkileyecek önemli etkenlerin; hükümetin dış politikası ile demokratik açılımlar ve bu açılımların ne kadar anlatılabileceği olduğunu düşünüyorum. Zira son devrede Davutoğlu ile birlikte dış politikada yakalanan başarı ve aktiflik, aynı şekilde veya artan bir performansla devam ederse ve demokratik açılımlar da halka iyi anlatılırsa, AK Parti’nin % 40-45’in üstünde oy alması ve tek başına 3. dönem de iktidar olması gayet kolay olur.
Tercan yazdıklarında doğruluk payı olan bölümler olsa da toplamda ortaya çıkan, Ak parti gene uzak çeker fikrine maalesef katılamıyorum.
Engin Ardıç’ın olan; “ortalama vatandaş sadece cebine gireni çıkanı baz alır” tesbitine de dayanarak önce ki yanıtımı yazmıştım, tüm seçimlerde de bu doğrulanmıştır, (APO’nun teslimi, darbe sonrası ya da kriz sonrası gibi durumlar hariç) en son seçimlerde (2007) 2,3 puan ile yanılmış, ondan önce ki (2002) de ise tam isabet ile sonuçları bilmiş olmanın da gazı ile şu an yaşadığımız genel atmosfer seçimlere kadar böyle giderse, tüm etmenleri birleştirerek bir fikir yürüttüğümde, daha önce yazdığım AKP % 25 …. li tahminimde ısrarlıyım.
Bu tahminimin bir çok dayanağı var;
Bunlardan en önemlisi, taa Tansu Çiller, sonrasında ise Kemal Derviş döneminden bu yana (neredeyse 15 yıl) işci, memur, esnaf, çiftçi ve emeklilerin ezildiği bir ekonomik plan içinde işlerin yürütülmeye çalışılmasıdır, (Ülke ekonomisi bunu dayatmaktadır, doğru, ama söz konusu taraflara göre; iyi de AK parti geldikden sonra tüm holdigler, tüm bankalar kar rekoru, büyüme rekoru kırıyor, ya biz, yetti gari).
Bu toplumsal gruplar yıllardır burnundan solumakda, bu grupların tümüne mensup kişilerle sürekli diyaloglarım oluyor, örneğin babam da çiftçilik yapıyor, babam dahil tüm çiftçiler yıllardır hep kan ağlıyor.
Geçenlerde Esenler’de bir bilgisayar kurulumuna gitmiştim, ben siyaset konuşmayı seven biri olduğum için, lafı döndürüp dolaştırıp Ak parti ve Tayyip Erdoğan’a getirdim, müşterinin rengi attı, “Tayyip ile aramız yok” dedi, niye abi dedim, bir sürü şey saydı, 4,5 sene önce 3 marketi varken, şimdi bire düşmüş, AK parti ilk iktidar olduğunda bu abiyi vergi dairesine çağırıp; “vergi beyannamelerinizde usulsüzlükler var, 10000 lira ödeyin, daha detaylı inceleme yapmadan eski defterleri kapatalım” (2004 dü galiba, kuruyemişçilik yaptığım sırada aynını bana da demişlerdi) demişler, vesaire..
Adamın her söylediğinde AK parti, hükümet veya kendisine salma salan vergi dairesi haklı, adam sonuna kadar haksız, ama gel de adama anlat, onun tek derdi KİŞİSEL MENFAATİ, bayağı bir konuştuk, nuh dedi, sulh demedi, o adamın MHP’ye oy vereceği kesin.
Bu adam gibi yüzlercesi ile birebir konuşmuşumdur, manzara hiç iyi değil, artı; en az 30 yıldır düzenli/sürekli gazete okurum, epeydir tüm gazete ve internet haberleri, televizyon programları olumsuz bakış açımı doğrulayan verilerle dolu, bu veriler tek tek o kadar önemli değil, bu verilerin yarattığı atmosfer kötü, seçmen her zaman genel havaya göre son kararını verir.
Zaten bir önce ki seçimde de tam foto finişde % 40 oy alındı, eğer VAN MİNUTE, seçimden sonra veya biraz daha önce olsaydı, o % 40 da alınamazdı.
% 25 alınmasına neden olacak diğer bir etken, bir önce ki seçimde dahi devrede olan, haset bıkkınlığı..
Bizim toplumumuzun toplam kalitesinin çok düşük seviyelerde olmasından olsa gerek, çar çabucak bıkan, her şeyi hemen tüketen garip bir toplumuz, daha geçen seçimler öncesinde bile;”ee artık bunlarda hamudu ile götürdü, artık yeter bu ne, hep bunlar mı gelecek” gibi abuk subuk savlarla orataya çıkan insanlar vardı.
Tabii bu sallama tesbitin arka planındaki asıl neden; KISKANÇLIK, biz de hiç kimse, hiç kimsenin bir yerlere gelmesini istemez, katlanamaz (elinde değil), bu kıskançlık, üst de değindiğim gibi abukluklar ile dışa vurulur, direk kıskanıyorum ulan, diyemeyen, bünyeler; “ULAN BUNLARDA KÖŞE OLDU, YETER GARİ filan… “iyi de toplam sonuç senin, ülkenin menfatine mi, değil mi? sen ona bak” desen, alacağın cevap; banane ortak paydadan, menfaatden….. olacaktır.
Kürt açılımı gibi çok hatalı bir tanımla kamuoyuna sunulan, aslında başından demokratikleşme adı ile ele alınması gereken gelişmeler AK partiye her hangi bir artı puan kazandırmayacaktır, (bu sorun özelde çok az kişinin umrundadır, maalesef gerçek bu..) burada önemli olan, bırak kazanımı, yaşanacak kayıpları en aza indirmektir, demokratikleşme çalışmalarının genelin çıkarlarını zedelemeyeceği kamuoyuna iyi anlatılmazsa (bu medya düzeni ile??) çok ama çok büyük kayıplar yaşanacaktır, bunlardan daha önemlisi; başörtüsü sorunu da çözlecek mi? ya çözümlenmezse, İnşallah öyle olmaz, İnşallah son hamlede başörtüsü sorununun çözümü de bu sürece dahil edilir, eğer edilmezse, asıl küçük kıyamet o zaman kopacak, AK parti kendi seçmeni hariç her tarafa el uzatan bir konuma düşecektir, eğer Türkiyenin, ve bu coğrafya da yaşanan kültürün yok olmasına neden olacak (zaten yok olmadı mı?) olan baş örtüsü yasağı kaldırılmazsa, pusuda bekleyen Saadet vb bunu seçim malzemesi yaparak bayağı bir yara verecektir (saadetli Kurtulmuş ve Doğan grubu yakınlığı)…
İçini açar mı bilmem, pozitif bir şey mi? o da tartışılır ama, şunu da söyleyebilirim, genel seçimlere 2,3 ay kala üstde değindiğim toplum kesimlerine okkalı maddi destekler çıkılırsa her şey ama her şey süt liman olur, % 50 bile aşılır, 30 yıl sonra biten Bolu tüneli o zaman hatırlanır, 100 sene (yüz sene ya) sonra ilk kez diplomatik temas kurulan Meksikaya, öncekilerin neden gitmediği o zaman sorgulanır, bırak Türkiye’yi dünyanın neresinde olsa o ülkenin yöneticilerini unutulmazlar katına yükseltecek TOKİ gibi, sosyal, ekonomik ve ekolojik yönleri olan bir hadise hak ettiği şekilde ele alınır……
Erdoğanın şu ana kadar gerçekleştirdiği icraatları, tutumları (senin oğlunda işsiz kalsın); hiç bir gruba jest yapmayacağını, uzun vadeli ülke çıkarı ortalama neyi gerektiriyorsa onu yapacağını gösterdiği için, bana göre; ilk seçimler maalesef çok ama çok kötü sonuçlara (ülke açısından) gebedir.
Senin son cevabındaki değerlendirmeler, sosyal ve psikolojik etkenlerin göz önüne alınmadığı bir bakış açısını yansıtıyor gibi, daha önceleri gerçekleşen tüm seçim sonuçlarını da baz alarak, o seçimlerin havasını ve sonucunu da irdeleyerek yeni bir değerlendirme yaparsan ilgili iki muhalif (bu tabir de çok komik ve saçma muhalefet ne demek, bu da sanki ülke aleyhine özellikle kurgulanmış bir kavram, niye muhalefet partisi densin kardeşim, rakip tabiri bile çok daha mantıklı), neyse; muhalefet partileri tepki ve kararsızları alarak çok rahat bir şekilde % 25 lerin üstüne çıkabilir.
AK partinin en büyük kozu rakipsizliğidir, burada, üstde, bazı örnekler vererek gerçekleşmeli dediğim icraatları hayata geçirerek rakipsiz olduğunu tekrar deklare etmeli, insanların önce ki seçimlerde dile getirdiği; “eee başka kime oy verecektim” argümanının kullanılabilirliğini artırmalıdır.
Maalesef çok karamsarım, İnşallah çok ama çok feci bir şekilde yanılırım.
Uzatmayım diyorum, olmuyor, yine up uzun bir metin çıktı ortaya, dedim ya, olumsuz çok veri var elimde, geçen gün Taraf yazarı yazdı, Ticaret kanunu 3 yıldır sümen altındaymış, niye çıkarmıyorsunuz abicim o yasayı……
Saat de 02 oldu, sabah kalkamayacağım, hayırlı geceler
..
Merhaba Tercan.
Sağolasın, bakalım, bu tema ile de biraz gideriz sanırım
..
Ben Kin kardeşiliği muhiblerinin akıbetinin dilediğimiz gibi, hakettikleri gibi olacağına pek inanmıyorum, ya da inanamıyorum.
İlk neden bu zalim zevatın kıvırma potansiyelinin sınırsız olması, öyle bir kıvırır, hükümete yakın öyle birilerini devreye sokarlar ki yırtıverirler.
İnancımı zayıflatan diğer etken, 90 yıldır bu ülkeyi parmağında oynatan malum zümrenin yapabileceklerinin de sınırsız olması, 31 MART, 6,7 EYLÜL, MARAŞ, SİVAS, Hablemitoğlu, Mumcu, Danıştay ve benzerlerini, en önemlisi Özal suikastı gibi vakaları gözleri kapalı gerçekleştirebilen pisliklerin ne yapacağı hiç belli olmaz…
Umarım hakkımızda hayırlısı olur.
Umarım iyi zamanlar daha fazla gecikmez.
(İlk seçimlerden önce; esnaf, işci, memur, çiftçi ve emekli gruplarının hakkı olan maddi ve manevi iyileştirmeler yapılmaz, üstüne de açılım vs halka iyi anlatılamazsa seçim sonucu, AKP % 25, CHP % 25, MHP % 25 ….. gibi (maalesef) olabilir.)
Merhaba canarkadaş,
Öncelikle yeni teman hayırlı olsun. Önceki ile kıyaslanamayacak derecede doğru bir tercih yapmışsın.
Kindaş Sesler Korosu’na gelecek olursak; onların yaşam felsefesi hep “hangi taraf ağır basarsa o tarafa binmek”, “menfaat ve çıkar nerede ise orada hazır ve amade bulunmak” olduğu için artık yadırgamak, ayıplamak gibi eylemleri onlar için telaffuz dahi etmiyorum.
İyice vergi kıskacına giren, banka hesaplarına bile ihtiyati tedbir konulduğu söylenen Kindaş Şirketler Grubu’nun son hamlelerinin; her yönden mevcut iktidarı yıpratıp bir erken seçime zemin hazırlamak ve robdöşambr ile karşılayabilecekleri bir başbakan daha seçtirmek olduğunu düşünüyorum. Ama artık bu halkın; Baba Kindaş’ın robdöşambr ile karşılayacağı bir başbakan seçecek kadar bidon kafalı ve göbeğini kaşıyan ayılardan ibaret olmadığını göremiyorlar. E, göremesinler. Onların körlüğü bu millet için daha hayırlı…