Taraf

‘ Takvim Yaprağı ’ Kategori

Suçluyoruz suçlamaya çağırıyoruz

Yorumlayın Kategori: Takvim Yaprağı, Tavsiye, 16 Mart 2008 tarihinde canarkadaş yazmış, 125 kez okunmuş..

ImageShack

Taraf’ın çağrısına Demokrasi adına biz de uyuyor ve canarkadaş okurlarını suçlamaya çağırıyoruz.

İşte örnek dilekçe:

Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’na

ANKARA

Şikayet eden: Taraf Gazetesi çalışanları.

Şikayet edilen: Abdurrahman Yalçınkaya. Yargıtay Başsavcılığı Ankara

Suç: Görevi kötüye kullanmak.

İzahı: Yargıtay Başkasvcısı Abdurrahman Yalçınkaya “laiklik karşıtı fiilerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle AK Parti aleyhinde Anayas Mahkemesi nezdinde açtığı kapatma davasında zorlama delil tesis etme yoluna gitmiştir: Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in öldürülmesi ile ilgili olarak açılmış gerekçeli kararı dahi yazılmamış, henüz kesinleşmemiş ve temyiz aşamasında mütalaası istenmek üzere önüne gelecek davadaki bir sanığın sözlerini aleyhte delil olarak sunmuş, böylece daha dosyayı görmeden davayla ilgili mütalaasını vermiş, görevini kötüye kullanmıştır. Gereğinin Yapılmasını saygılarımızla arz ve talep ederiz.

EtiketEtiketler:

Allah kahretsin

Yorumlayın Kategori: Takvim Yaprağı, 15 Mart 2008 tarihinde canarkadaş yazmış, 169 kez okunmuş..

ImageShack

ImageShack

CheHP hariç tüm partiler kapatılsın..

EtiketEtiketler: , , , , , , , , ,

Aköz:”Merkez Medya din cahili”

Yorumlayın Kategori: Duydunuzmu, Takvim Yaprağı, 9 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 198 kez okunmuş..

Zaman’dan Nuriye Akman’ın Emre Aköz’le yaptığı röportaj;

Emre Aköz; Hem sosyolog, hem gazeteci.. Şeriatı, imtiyazlarını kaybeden kesimlerin onları yeniden kazanma adına adalet talebi olarak yorumluyor.Aköz’le ,medya-din ilişkisini üzerine…

Hem sosyolog olsun, hem gazeteci ve ben onunla medya-din ilişkisini konuşayım istedim bu hafta. İlk aklıma gelen Sabah’taki köşe yazılarını büyük bir ilgi ile takip ettiğim Emre Aköz oldu.

Aköz, bilgisini neşe ve cesaretle harmanlayan bir meslektaşım. Onunla konuşurken hem öğrendim hem eğlendim. Bugün yana yakıla tartıştığımız kimi olguların tarihî arka planını öylesine ilginç kavramlar üreterek ve lafı hiç gevelemeden öyle güzel özetledi ki doğrusu hayran kaldım. Şeriatı, imtiyazlarını kaybeden kesimlerin onları yeniden kazanma adına adalet talebi olarak yorumlaması bence tartışılmaya değer bir tespit. Yaşadığı toplumun bilinçaltını bilmeden bugünü okumaya çalışanların ilgisini çeker mi bilmem, ama “din cahilidirler, iki tane dinî kavram sorsanız bilmezler” dediği merkez medya mensuplarının herhalde bir cevap vermeleri gerekiyor kendisine.

Bir gazeteci-sosyolog olarak merkez medyanın dine yaklaşımını nasıl yorumluyorsunuz?

Merkez medya benim kullandığım bir tabir değil; ama kastedilen Sabah, Hürriyet, Milliyet, Radikal, Vatan gibi gazetelerse, buralarda çalışan, az çok yetkili konumdaki arkadaşlarımız din cahilidir. İki tane dinî kavram, uygulama sorsanız, bilmezler. Öğrenmek de istemezler. Çünkü Türkiye’de, ama başka bir kültür içinde yetişmişlerdir.

Korktukları için mi bilmeyi reddederler?

Sadece dini değil, toplumu da tanımazlar. ‘Şeriat talebi’ bizim toplumda ‘imamların, mollaların yönettiği devlet’ anlamına gelmez. Halkın şeriattan kastettiği iki şeydir: Birincisi ‘adalet talebi’… 31 Mart’ta (13 Nisan 1909), İttihat ve Terakkicilerin ordudan attığı alaylı subaylar isyan etti. Karşı taraf Avrupalılaşmayı savunuyor ya… Bunlar da taleplerini dinî, yerli, geleneksel kavramlarla ifade ettiler: Orada ‘şeriat isteriz’ demek, ‘bana haksızlık ediyorsun’ demektir; yani adam işini geri istiyor, kendisi için adalet istiyor. Böylece Osmanlı-Türk modernleşmecileri ‘şeriat tehlikesini’ icat etmiş oldular! Şeriatın ikinci anlamı, geçenlerde din sosyoloğu Necdet Subaşı’nın da dediği gibi, ‘ilmihal’dir. Yani adam inancını yaşamak istiyor. ‘Siyasi rejim’ anlamında şeriat isteyen, çok küçük bir kesimdir. Orada bir grup, şurada bir grup… Dergi filan çıkarırlar.

Ama şeriatçı darbe tehlikesinden söz ediliyor şimdi…

Aptalca laflar bunlar. Şeriatçı ‘darbe’ olurmuş… Darbe devlet ‘içinde’ olan bir şeydir. Darbeyi silahlı bir grup iktidarı ele geçirmek için yapar. O silahlı grup ya askeriyeden çıkar ya emniyetten. Bunlardan en az biri olamadan darbe yapamazsın.

Şeriatın darbesi olmaz da ihtilali mi olur?

Bizde olmaz. Bu ülkede hiçbir zaman ciddi bir dinî kalkışma olmamıştır. 1925′teki Şeyh Sait isyanı, Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte imtiyazlarının elinden alındığını gören Kürt aşiretlerinin isyanıdır. Mustafa Kemal’in Kürt ileri gelenlerinden Diyap Ağa ile fotoğrafı bile var. Adamlar diyor ki “Kurtuluş Savaşı’nı birlikte yaptık; ama şimdi bize kazık atıyorsunuz.” Peki neye dayanarak isyan edecek? İnsanları çevresine toplamak için meşruiyetini nasıl sağlamaya çalışacak? Din ile! Kürtlerin, Osmanlı’yla en büyük bağı halifeydi… Düşünün, Mustafa Kemal’in Nisan 1923′teki ‘9 Umde’ (madde) bildirisinde dahi halifeye bağlılık var. Ama ilk fırsatta kaldırıyor. Onlar da ‘yeşil bayrak’ açıyor. Derdi aynı: Dinî rejim kurmak değil, kaybettiği imtiyazları geri almak. Laiklik, benim tepeden inme ‘çağdaşlaşmacı’ diyerek, modernleşmeden ayırmaya çalıştığım, devlet elitinin muhalefete karşı kendini koruma ilkesidir.

Devamı »

EtiketEtiketler: , , , ,

46 Yıl önce adaletin gözleri

Yorumlayın Kategori: Takvim Yaprağı, 16 Eylül 2007 tarihinde Olayerincelemekibi yazmış, 281 kez okunmuş..

Polatkan ve Zorluyu idam ettiler!

46 yıl önce… 16 Eylül 1961 Cumartesi! Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kara günleri! Demokrat Partili Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın İmralı Adası’nda idam edilişin 46. seneyi devriyesi bugün.

27 Mayıs !960’da “Türk Ordusu bir kere daha tarihi bir vazife karşısında bulunuyor. Bu vazife; dâhilde memleketi buhran ve felakete sürüklemek isteyen hırslı politikacıların elinden kurtarmaktır.” diyerek ülke yönetimine el koyan ordu, seçimle iktidara gelmiş olan Demokrat Partili siyasetçileri ülkeyi buhran ve felakete sürüklemekle(!) suçlayarak bir yıl 3 buçuk ay süreyle Yassıada’da yargılamış ve Başbakan Adnan Menderes, bakanlar F.Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı idama mahkum etmişti. Ezanı Türkçeden Arapçaya çeviren Başbakan ve iki yakın kurmayı; “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı cebren tağyir ve tebdil ve ilgadan dolayı Türk Ceza Kanunu’nun 146/1′inci maddesi hükmünce” ölüm cezasına çarptırılmıştı. Bu üç siyasetçinin dışındaki idamla yargılanan DP’lilerin cezaları ise oy birliğiyle müebbet hapse çevrilmişti. Halbuki ihtilali gerçekleştiren subaylar daha fazla idam istiyordu. Bu yüzden ciddi tartışmalar yaşanmıştı.

Menderes’in iyileşmesini beklemediler
İnfazların gerçekleşeceği 16 Eylül Cumartesi günü Başbakan Adnan Menderes hastaydı ve Yassıada’da tutuluyordu. Savcı onun infazını bir gün sonraya bırakmıştı. Zorlu ve Polatkan’ın Menderes’in iyileşmesini beklemeden o gün idam edileceklerdi.

İnfazından önce ölüden bir farkı yoktu!
Kara günde ilk olarak Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı infaz ettiler. Bitkin bir halde gardiyanların kolunda infazın yapılacağı yere getirilen Polatkan bütün reflekslerini kaybetmişti. Ölüm halindeki hasta nasılsa Polatkan da öyleydi. Kollarında olduğu gardiyanların desteğiyle ayakta duruyordu. Rengi sapsarı olmuş bir vaziyette okunan kararı dinlemişti. Ama kararı anladığı hiç sanılmıyordu. Dini telkinde bulunan imamı bile zor tasdik eden Polatkan’a gömlek giydirildi, elleri arkadan kelepçelendi… Cellât, imam, savcı ve idamı izlemeye gelen MBK üyeleri hazırdı. Rengi artık iyice beyaza dönen Polatkan bayılacak gibiydi nerdeyse. Elleri kelepçeli olarak gardiyanların kollarında sehpaya götürüldü ve cellat infazı gerçekleştirdi.

Devamı »

Etiket

Bu gidiş, gidiş değil, bu yol, yol değil..

Yorumlayın Kategori: Duydunuzmu, Takvim Yaprağı, 8 Temmuz 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 188 kez okunmuş..

ImageShack

15 yıl önce seyrettiğim filmdeki vahşet sahnesi üzerine, aynısı ve benzeleri bizde de olacak diye, bir çok muhabbette anlatmıştım, öngörümün çıkması, her defasında acaip can sıkıcı..

Üniversiteli İki Gencin İnanılmaz Vahşeti

Üniversiteli iki genç arkadaş oldular. Sonra bebeleri oldu. Evlenme kararı aldılar. İşler kötü gidince evlenmekten vazgeçtiler. Sonra ikisi bir olup bebeği inanılmaz biçimde yokettiler.
10 günlük bebeklerini barbeküde yaktılar!
Devamı »

Etiket

Partilerin geçmişteki afişleri

Yorumlayın Kategori: Takvim Yaprağı, 15 Haziran 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 222 kez okunmuş..

ImageShack


Devamı »

Etiket

BİRİ ‘SUİKAST’ DİĞERİ ‘İKİ EL ATEŞ’

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, Takvim Yaprağı, 15 Haziran 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 127 kez okunmuş..

Takiyye

Devamı »

Etiket

Muhabirin medya analizi

Yorumlayın Kategori: Takvim Yaprağı, 12 Haziran 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 205 kez okunmuş..

ImageShack

Yalan haber ve yalan köşe yazısı yazan insanlarla çalıştığını söyleyen gazeteci Fuat Kozluklu, tamamen yalan bir lunapark haberinin Cumhuriyet’te nasıl manşet olduğunu anlattı.
Devamı »

Etiket

Sayfa 1/212»


Giriş