Taraf

‘ Duydunuzmu ’ Kategori

Baltalı ve türbanlı

Yorumlayın Kategori: Duydunuzmu, 27 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

ImageShack

 

New York’un Long Island bölgesinde, kasiyer olarak çalıştığı süpermarketi soymak isteyen silahlı soyguncuyu baltayla kovalayıp süpermarketin soyulmasın engelleyen 27 yaşındaki Türk Hafize Şahin, New York’ta kahraman ilan edildi.New York gazeteleri, Şahin’in küçük cüssesiyle çok büyük bir kahramanlık örneği gösterip, soygunu önlediğini yazdı.
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , ,

Haftanın en güzel 10 golü

Yorumlayın Kategori: Duydunuzmu, VİDEO, 20 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

YouTube ulaşamıyorsanız dns ayarlarınızı değiştirin.

EtiketEtiketler: , , ,

245 dolara dizüstü bilgisayar

Yorumlayın Kategori: Duydunuzmu, 17 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

ImageShack

Tayvan merkezli Asustek isimli bilgisayar firması, 245 dolara, düşük gelirli kişiler, çocuklar, ev hanımları ve yaşlılar için kullanımı kolay ve ekonomik dizüstü bilgisayar üretmeyi planladığını açıkladı.

Şirketten yapılan açıklamada, “Eee PC” adındaki dizüstü bilgisayarı kullanmanın, öğrenmenin ve söz konusu bilgisayarla oyun oynamanın kolay olacağı belirtildi.
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , ,

Aköz:”Merkez Medya din cahili”

Yorumlayın Kategori: Duydunuzmu, Takvim Yaprağı, 9 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

Zaman’dan Nuriye Akman’ın Emre Aköz’le yaptığı röportaj;

Emre Aköz; Hem sosyolog, hem gazeteci.. Şeriatı, imtiyazlarını kaybeden kesimlerin onları yeniden kazanma adına adalet talebi olarak yorumluyor.Aköz’le ,medya-din ilişkisini üzerine…

Hem sosyolog olsun, hem gazeteci ve ben onunla medya-din ilişkisini konuşayım istedim bu hafta. İlk aklıma gelen Sabah’taki köşe yazılarını büyük bir ilgi ile takip ettiğim Emre Aköz oldu.

Aköz, bilgisini neşe ve cesaretle harmanlayan bir meslektaşım. Onunla konuşurken hem öğrendim hem eğlendim. Bugün yana yakıla tartıştığımız kimi olguların tarihî arka planını öylesine ilginç kavramlar üreterek ve lafı hiç gevelemeden öyle güzel özetledi ki doğrusu hayran kaldım. Şeriatı, imtiyazlarını kaybeden kesimlerin onları yeniden kazanma adına adalet talebi olarak yorumlaması bence tartışılmaya değer bir tespit. Yaşadığı toplumun bilinçaltını bilmeden bugünü okumaya çalışanların ilgisini çeker mi bilmem, ama “din cahilidirler, iki tane dinî kavram sorsanız bilmezler” dediği merkez medya mensuplarının herhalde bir cevap vermeleri gerekiyor kendisine.

Bir gazeteci-sosyolog olarak merkez medyanın dine yaklaşımını nasıl yorumluyorsunuz?

Merkez medya benim kullandığım bir tabir değil; ama kastedilen Sabah, Hürriyet, Milliyet, Radikal, Vatan gibi gazetelerse, buralarda çalışan, az çok yetkili konumdaki arkadaşlarımız din cahilidir. İki tane dinî kavram, uygulama sorsanız, bilmezler. Öğrenmek de istemezler. Çünkü Türkiye’de, ama başka bir kültür içinde yetişmişlerdir.

Korktukları için mi bilmeyi reddederler?

Sadece dini değil, toplumu da tanımazlar. ‘Şeriat talebi’ bizim toplumda ‘imamların, mollaların yönettiği devlet’ anlamına gelmez. Halkın şeriattan kastettiği iki şeydir: Birincisi ‘adalet talebi’… 31 Mart’ta (13 Nisan 1909), İttihat ve Terakkicilerin ordudan attığı alaylı subaylar isyan etti. Karşı taraf Avrupalılaşmayı savunuyor ya… Bunlar da taleplerini dinî, yerli, geleneksel kavramlarla ifade ettiler: Orada ‘şeriat isteriz’ demek, ‘bana haksızlık ediyorsun’ demektir; yani adam işini geri istiyor, kendisi için adalet istiyor. Böylece Osmanlı-Türk modernleşmecileri ‘şeriat tehlikesini’ icat etmiş oldular! Şeriatın ikinci anlamı, geçenlerde din sosyoloğu Necdet Subaşı’nın da dediği gibi, ‘ilmihal’dir. Yani adam inancını yaşamak istiyor. ‘Siyasi rejim’ anlamında şeriat isteyen, çok küçük bir kesimdir. Orada bir grup, şurada bir grup… Dergi filan çıkarırlar.

Ama şeriatçı darbe tehlikesinden söz ediliyor şimdi…

Aptalca laflar bunlar. Şeriatçı ‘darbe’ olurmuş… Darbe devlet ‘içinde’ olan bir şeydir. Darbeyi silahlı bir grup iktidarı ele geçirmek için yapar. O silahlı grup ya askeriyeden çıkar ya emniyetten. Bunlardan en az biri olamadan darbe yapamazsın.

Şeriatın darbesi olmaz da ihtilali mi olur?

Bizde olmaz. Bu ülkede hiçbir zaman ciddi bir dinî kalkışma olmamıştır. 1925′teki Şeyh Sait isyanı, Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte imtiyazlarının elinden alındığını gören Kürt aşiretlerinin isyanıdır. Mustafa Kemal’in Kürt ileri gelenlerinden Diyap Ağa ile fotoğrafı bile var. Adamlar diyor ki “Kurtuluş Savaşı’nı birlikte yaptık; ama şimdi bize kazık atıyorsunuz.” Peki neye dayanarak isyan edecek? İnsanları çevresine toplamak için meşruiyetini nasıl sağlamaya çalışacak? Din ile! Kürtlerin, Osmanlı’yla en büyük bağı halifeydi… Düşünün, Mustafa Kemal’in Nisan 1923′teki ‘9 Umde’ (madde) bildirisinde dahi halifeye bağlılık var. Ama ilk fırsatta kaldırıyor. Onlar da ‘yeşil bayrak’ açıyor. Derdi aynı: Dinî rejim kurmak değil, kaybettiği imtiyazları geri almak. Laiklik, benim tepeden inme ‘çağdaşlaşmacı’ diyerek, modernleşmeden ayırmaya çalıştığım, devlet elitinin muhalefete karşı kendini koruma ilkesidir.

Devamı »

EtiketEtiketler: , , , ,

Sean Penn’in son filmi

Yorumlayın Kategori: Duydunuzmu, Sinema, Tavsiye, 1 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

ImageShackAltta 8Sutun‘dan alıntıladığım yazıda Sean Penn‘in son filmi hakkında bilgi edinebilirsiniz, benim de çok sevdiğim bir yıldız oyuncu olan Sean Penn, özgürlükçü siyasi çıkışları ve ezilen halkların arkasında duruşu ile de gerçek bir stardır, benim için ayrı bir yeri olmasının bir sebebi de tip ve karakter olarak kardeşime olan benzerliğidir, Sean Penn’in resimlerinden oluşan küçük galeriyi burada görebilirsiniz..

Sean Penn’in öz geçmişi şöyle; tam adı ile, Sean Justin Penn, 1960 doğumlu Akademi Ödülü sahibi Amerikalı sinema oyuncusu. Ünlü aktörün yönetmenlik denemeleri ise; 1991 yapımı The Indian Runner, 1995 Yapımı The Crossing Guard ve 2001 yapımı The Pledge.

Sean Penn, aktris Eileen Ryan ve yönetmen Leo Penn’in ikinci oğulları olarak 17-agustos 1960′da Santa Monica’da dünyaya geldi. Babası Leo, Litvanya ve rusya kökenli yahudi göçmeni bir ailenin oğluydu. Annesi Eileen ise İtalyan ve İrlandalı asıllı, romalı bir katolikti.

Penn, Santa Monica’da, usta aktör Martin Sheen’in oğulları Charlie Sheen ve Emilio Estevez ile aynı mahallede büyüdü. Çocukluğunu “Süper 8″ kameralarla çeşitli kısa filmler çekerek geçirdi. Genç yaşlarda amacı hukuk eğitimi almaktı ancak kararını değiştirerek Los Angeles Repertory Theater’a başvurdu. Başvurusunun onaylanmasıyla Los Angeles’a gitti ve Peggy Feury’den aktörlük eğitimi aldı.

Profesyonel olarak ilk performansını Barnaby Jones isimli dizide verdi. New York’a yerleşti ve burada bir tiyatroda oyunculuk yaptı. 1982 yılında Fast Times at Ridgemont High filminde Jeff Spicoli karakteriyle üne kavuştu. 1983 yapımı hapishane draması Bad Boys’da yine benzer bir karakteri canlandırdı. Gişede pek başarılı olmayan bu filmler eleştirmenlerin dikkatini Sean Penn üzerinde yoğunlaştırmaya yetti. John Schlesinger’ın 1985′de yapımı politik-drama The Falcon and the Snowman’da canlandırdığı uyuşturucu müptelası devlet ajanı rolüyle çok tutuldu.

Sean Penn, pop star Madonna ile evli olduğu 1985-1989 yılları boyunca magazin basınının en önemli malzemelerinden oldu. Birlikte 1987 yapımı Shangai Surprise’da rol alan çift, filmin gişede iflas etmesiyle boşandılar.

1988 yapımı Colors filmiyle oyunculuk yeteneğini sergileyen Penn, o zamana kadarki en iyi işini ortaya koydu. Brian DePalma’nın Vietnam öyküsü Casulties of War ve Robert De Niro’lu komedi We’re No Angels, Sean Penn’in Hollywood’un en zeki ve yetenekli oyuncularından birisi olduğunu kanıtladı.

1991 yılında yazıp yönettiği The Indian Runner’ı, John Cassavates’in filmlerini andıran bir görsellik üzerine inşa etti. Kendisini yönetmenliğe iyice adayabilmek için oyunculuğu bıraktığını açıkladı ve Jack Nicholson’lı The Crossing Guard filmini yönetti. Tim Robbins’in idam-karşıtı Dead Man Walking’inde canlandırdığı idam mahkumu karakteriyle büyük övgü toplayan Penn böylece oyunculuktan emekli olmak bir yana oyunculuğa iyice ağırlık verdi ve Nick Cassavetes’in She’s So Lovely, David Fincher’ın The Game, Oliver Stone’un U-Turn ve Terrence Malick’in The Thin Red Line filmlerinde her birisi unutulmaz performanslar sergiledi.

2001 Yapımı I’m Sam, 2003 yapımı 21 Grams ve Clint Eastwood’un yönettiği Mystic River, 2004 yapımı The Assassination oh Richard Nixon ve 2005 yapımı The Interpreter gibi önemli filmlerde rol alan Amerikalı aktör kariyeri boyunca birçok başarı elde etti ve ödüller kazandı:

Los Angeles Film Critics Association - Yeni Jenerasyon Ödülü (1983) - Berlin Film Festivali Silver Bear - En iyi aktör, Dead Man Walking (1995) - Independent Spirit - En iyi aktör, Dead Man Walking (1995) - Cannes Film Festivali - En iyi aktör, She’s So Lovely (1997) - Venice Film Festivali - En iyi aktör, Hurly Burly (1998) – Oskar – En İyi Erkek Oyuncu, Mystic River (2004).

18 Ekim 2002’de 56.000 dolar harcayarak The Washington Post gazetesinde ABD Başkanı George W. Bush’a yazdığı ve şiddeti durdurmasını isteyen açık mektupla savaş karşıtı ve sol görüşlü çizgisini bir kez daha belli eden Sean Penn, klasik otomobilleri seviyor ve 1968 model bir Chevrolet El Comino’su var.

İngiliz Empire dergisinin “Tüm zamanların en iyi 100 film starı” sıralamasında 76. sırayı alan Amerikalı aktör, Johnny Depp ve Mick Hucknall ile ortak olduğu Man Ray adında bir de Fransız Restoran&Bar’a sahip.

Sean Penn, 1991’den bu yana birlikte olduğu ve 1996 yılında evlenmeden önce Dylan Francis Penn adında bir kızları ve Hopper Jack Penn adında bir oğulları olan Robin Wright Penn ile birlikte Ross, California’da yaşıyor.

Penn’in hayatta olan kardeşi Michael Penn daha sonradan yönetmenliğe geçen bir müzisyen ve şarkı sözü yazarı, 24 Ocak 2006’da hayatını kaybeden küçük kardeşi ise kendisi gibi aktördü (Reservoir Dogs’da Nice Guy Eddie karakteri ile tanınmıştı ve 24 Ocak’da Santa Monika’daki evinde ölü bulundu).

Sean Penn’in yeni filmi ‘Into The Wild’, tüm parasını yakarak Alaska’ya doğru yola çıkan iyi eğitimli bir gencin, Christopher McCandless’in gerçek hikâyesini anlatıyor. Alaska’da terk edilmiş bir minübüste açlıktan ölen McCandless, çoktan bir mite dönüşmüş durumda

ImageShack

Devamı »

EtiketEtiketler: , , ,

Öcü avcıları iş başında

Yorumlayın Kategori: Duydunuzmu, 1 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

Aktif Haber‘in sosyete mahallesinde görüntülediği, çarşaf giyenlerin öcü olarak tasvir edildiği kareler hem Ertuğrul kına yak, hem de Allah akıl fikir versin dedirtiyor.

ImageShack

Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , , ,

Dünyayı sarsan 50 gerçek

Yorumlayın Kategori: Duydunuzmu, 1 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

ImageShack

BBC programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekti. Tespitlerini ise “Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek” adını verdiği bir kitapta topladı. İşte dünyayı sarsan 50 gerçek;

- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl yaşıyor.
- Rusya’da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda hayatını kaybediyor.
- 15 yaşındaki İngilizlerin yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri sigara içiyor. - Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik oranına sahip.

- Çin’de 44 milyon kadın kayıp.
- Brezilya’daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla.
- 2002′de idamların yüzde 81′i ABD, Çin ve İran’da gerçekleşti.
- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla bilgiye sahip.

- AB’deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon, Afrika’nın yüzde 75′inin günlük geçiminden daha fazla.
- 70′in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak,9′unda ise cezası ölüm.
- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle yaşıyor.
- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı.
Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , ,

Hürriyet ve asparagas haberleri

Yorumlayın Kategori: Duydunuzmu, Eskimeyen Satırlar, yorumsiz, 28 Eylül 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..

YALAN HABER 1

“Mahalle baskısının fotoğrafı” başlığıyla verilen haberde bir hipermarketin içki reyonunun mahalleden gelen baskılar sebebiyle kağıt örtülerle kapatıldığı iddia ediliyordu. Hürriyet’i bizzat market müdürü yalanladı. İçki reyonunun mahalle baskısından değil ticari kaygıdan dolayı ramazanda başka ürünlerle doldurulduğunu açıkladı.

“Mahalle baskısının fotoğrafı” başlığıyla verilen haberde bir hipermarketin içki reyonunun mahalleden gelen baskılar sebebiyle kağıt örtülerle kapatıldığı iddia ediliyordu. Hürriyet’i bizzat market müdürü yalanladı.

Hürriyet’in kendi ortaya attığı mahalle baskısı terimine destek bulmak için yaptığı haberin çarpıtma çıkması gazetenin inandırıcılığına ve itibarına büyük darbe vurdu.

Hürriyet son on beş gün içinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili de iki yalan haber yayınladı.

YALAN HABER 2

Devamı »

Etiket

Sayfa 4/11« İlk...«23456»...Son »


Giriş