Benim başkanım.
Kategori: Köşe gönderi -29 Ekim 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..
Hatırlarsınız kötülük çiçekleri grubu figüranlarından Bekir CoÅŸkun CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül için benim CumhurbÅŸakanım olmayacak demiÅŸti, ÅŸimdi aynı tartışma, yeni Anayasa Mahkemesi baÅŸkanı HaÅŸim Kılıç etrafında dönüyor, malum çevre her gün yeni bir yazı ile baÅŸkanın konumunu zayıflatma peÅŸinde, Anayasa mahkemesi baÅŸkanlığı seçimlerinin seviyesizliÄŸinden tutunda HaÅŸim Kılıç’ın oraya yakışmadığına kadar yazıyorlarda yazıyorlar, yani baÅŸkan yardımcısıyken mesele yok, ama baÅŸkan olunca yakışmadı.
Cumhuriyet’in 84. yıldönümü kutlamalarının yapıldığı ÅŸu günlerde hala aynı terane; Siz hizmetçi, siz ayak takımısınız, Cumhuriyette en fazla yardımcı rollerde yer alablirsiniz, asli unsurlar olmaya kalkmayın.. İşçisin işçi kal
Üstat Ahmet Kekeç bu konuyu işlediği yazısında geçmiş Anayasa Mahkemesi başkalarını da anlatıyor..
Seviye dersi verene de bakın hele!
HaÅŸim Kılıç’ın Anayasa Mahkemesi’ne baÅŸkan seçildiÄŸini, vallahi de billahi de, seçildikten iki gün sonra öğrendim.
Bazıları gibi hayret etmedim.
Bu ülke, anlamsız tehdit deÄŸerlendirmeleri yapan Mustafa Bumin’i, birbirini nakzeden konuÅŸmalarıyla ünlü Ahmet Necdet Sezer’i de ‘baÅŸkan’ olarak gördü…
Haşim Kılıç niçin olmasındı!
Dahası, değerli bir hukukçu olan Yekta Güngör Özden de bir dönem bu kurumun başındaydı.
Üstelik Özden, daha tartışmalı bir kişiliğe sahipti.
Mesela, 12 Eylül’de darbe yönetimine teÅŸekkür ziyaretine giden heyette yer alıyordu. Henüz ‘üye’ sıfatını taşıyordu ama bir süre sonra tekamül edip ‘baÅŸkanlığa’ seçilecekti.
Düşünebiliyor musunuz, anayasayı korumakla mükellef olan kurum, anayasayı külliyen ortadan kaldıranlara teşekkür ziyaretinde bulunuyor!
Böyle de, cennet vatanımıza özgü bir hoşluk!
Neyse…
HaÅŸim Kılıç’ı Anayasa Mahkemesi baÅŸkanlığına yakıştıramayanlar için, deÄŸerli Özden’le ilgili birkaç kelam daha edeyim.
Özden, aynı zamanda yazılar da yazan kıymetli bir hukukçu.
Bir dergide makaleleri çıkıyor.
Neler mi yazıyor?
Neler yazmıyor ki?
Gazetemiz yazarlarından, aynı zamanda Yargıtay Onursal BaÅŸkanı olan Sami Selçuk, Anayasa Mahkemesi’nin deÄŸerli eski baÅŸkanı Yekta Güngör Özden’in yazdığı yazılarda ve çeÅŸitli platformlarda yaptığı konuÅŸmalarda yer alan bazı ‘önemli sözleri’ yer ve tarih belirterek derleyip kamuoyunun istifadesine sunmuÅŸtu.
İşte Yekta Güngör Özden’den örnek bir okuma parçası:
Sersem!.. Uşak!.. Kiralık!.. Satılık!.. Beyinsel ve ruhsal bozuklukları olanlar!.. Maskara!.. Utanma duygusunu yitiren zavallılar!.. Saldırgan maşalar!.. Dalkavuk!.. Mikrop!.. Yüreği paslı, gözleri küflü!.. Madrabaz!.. Yüz karaları!.. Köşk değnekçisi!.. Mandacı!.. Ekran cambazı!.. Dönek, cahil, dangalak!.. Uydu, yalancı, kukla, sütü ve kanı bozuk!.. Sidik yarışı yapan, yobaz, piç, havlayan!.. Bunlar insan bile değil!.. Kaşınanları kaşımak gerekir!.. Havlayanlara aldırmam!.. Aptal, sahtekár, zıpır!..
Bu parçayı, hususen, Oktay Ekşi için alıntıladım.
HaÅŸim Kılıç’ın baÅŸkanlığını sindiremeyenlerin başında, çünkü, ‘Alçakları tanıyalım’ müellifi Oktay EkÅŸi geliyor.
Dün Fehmi Koru da değinmişti:
EkÅŸi, HaÅŸim Kılıç’ı Sayıştay kökenli olduÄŸu için yetersiz buluyor.
İtirazı ‘teknik’ ayrıntılarla sınırlı kalsa iyi…
Kaldı ki, teknik itirazın da bir mesnedi yok.
Pekala hukukçu olmayan biri de Anayasa Mahkemesi başkanlığına seçilebilir. Bu konuda yasal bir sınırlama yok. Ayrıca, sözkonusu kurumun özellikleri açısından son derece uygun bir durum.
Fakat EkÅŸi, ‘teknik itiraz’da bulunuyormuÅŸ gibi yapıp, sözü Turgut Özal’a, olmayan tarikat baÄŸlantısına ve parti kapatma davalarında HaÅŸim Kılıç’ın kullandığı oylara getiriyor.
Diyeceksiniz ki, ‘DiÄŸer üyeler de farklı renkte oy kullanmışlardı. Bu niçin tartışma konusu olmadı?’
Haklısınız…
Sair üyelerin, sadece oylarının rengi deÄŸil, ‘ihsas-ı rey’ anlamına gelebilecek açıklamaları da tartışma konusu olmamıştı.
Peki, Oktay EkÅŸi bize ne anlatmak istiyor?
Bütün parti kapatma davalarında aleyhte oy kullanan, hatta ’sosyalist’ partilerin bile kapatılmasına karşı çıkan HaÅŸim Kılıç’ın ne kadar ’seviyesiz’ ve ‘yeteneksiz’ bir adam olduÄŸunu mu?
Evet evet…
Bunu anlatıyor.
Diyor ki, ‘Yüksek kurumlarda yapılan seçimler daha seviyeli bir anlayışla cereyan etmeli. Yoksa, kötü paranın iyi parayı kovması gibi, yeteneksizler de yeteneklileri kovar.’
EkÅŸi’nin ‘yetenek’ten ne anladığını bilmiyorum ama, iddiasını ’seviye’ ile irtibatlandırmak istiyorsa, yukarıya alıntıladığım örnek ‘okuma parçası’na bir göz atsın.
İsterse, kendi kaleminden çıkan ve farklı bir ’seviye’ anlayışını yansıtan ‘Alçakları tanıyalım’ yazısını da ‘eÅŸ zamanlı’ olarak okuyabilir.
Bu yazı
29 Ekim 2007 Pazartesi günü 14:50 gibi
Köşe gönderi kategorisi altında yayınlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilir,
yorum yapabilir veya kendi sitenizden geri izlemede bulunabilirsiniz.





