Gıcık Yazı ( Engin ARDIÇ )
Kategori: Köşe gönderi -9 Haziran 2007 tarihinde canarkadaş yazmış..
İki çemişliğe uyuz olurum: Biri, yeni yıla liderlerin nerede girecekleri, girdikleri, ya da bayramı nerede geçirecekleri, geçirdikleri muhabbeti… Basın için çok önemlidir, evlerinde mi oturmuşlar, otele mi gitmişler?Biri de oylarını hangi sandıkta verdikleri…
Genellikle Çankaya İlkokulu’na kurulur o sandık. Ama başka yerlerde, “memleketlerinde” oy kullananlar da görülür.
(Bu “memleket” lafına da ayrıca bozulurum: Bize “ülke bütünü” anlamı taşıyan bu kelime, köylümüz için “köyünün bağlı bulunduğu il” demektir. “Türkiye ulan, senin memleketin Türkiye” diye bağırmak gelir içimden.)
Yani çok önemlidir şu sandıkta değil de bu sandıkta oy kullanmaları…
Kendilerine kimlik sorulması daha da keyiflidir: Sandık görevlisi, hayatında ilk kez görüyormuş gibi bakar… Nüfus kâğıdınızı görelim… Bakalım siz gerçekten o musunuz?.. Adınız? Süleyman… Soyadınız? Demirel… El turco? Si… Pasaporto? Si… Doritos Panços? Si… (O zamanlar cep telefonu olmadığından anasını arayıp görevliyi bayıltmak yok… Biz de bütün Türk analarının bülbül gibi İspanyolca konuştuklarını öğrenemiyoruz…)
Oyunu zarfa koyduktan sonra sandığa hemen atmayacaksın, zarfın ucunu deliğe sokup bir süre tutacaksın, bu arada kamera ve objektiflere sırıtacaksın ki çocuklar resim alsınlar. Zarfın deliğe giren kısmıyla dışarıda kalan kısmı arasındaki oran da çok kritiktir: Ben üçte bir oranını öneriyorum. Çok sokarsan içeri kaçar, fotoğraf güme gider.
Hemen de şunu söyleyeceksin: Vatana, millete hayırlı uğurlu olsun!
Allah Allah, ne demeni bekliyorlardı acaba? Bu oyun Yunanistan’a refah ve saadet getirmesini dilerim… Ya da, aslında demokrasiyi hiç sevmem ama mecbur kaldık, işi gücü bıraktık oy vermeye geldik işte…
Ya da, benim kazanmam mümkün değil, biliyorum ama yiğitliğe sürdürmemek lazım…
Sahtekâr yarışmacı ağzıdır bu: Rakiplerime başarılar dilerim… Neden rakibine başarı diliyorsun ulan salak? Yenilmek mi istiyorsun? Öyleyse o yarışa niçin giriyorsun?
Öyle çok şık giyinmeyeceksin, günlerden pazardır, gevşek bir tatil günü, ve de “halka inmiş, halkın arasına karışmış” havası yaratman gerekir. Ama fazla dağınık da görünmeyeceksin, laubalilik istemez, boyunbağını takmak zorundasın. Bu senin kaderindir, oysa biz pazar günlerini tıraş olmadan geçirebilen özgür adamlarız.
Vallahi çok önemlidir, oyunu şu sandıkta mı kullandın, yoksa bu sandıkta mı kullandın?
Yeni yıla eğlenerek mi girdin, televizyon karşısında mı?
Çünkü çok önemlidir, bir anda her şey değişebilir. Çankaya İlkokulu yerine İslamköy Sağlık Ocağı’nda kullansan, dengeler altüst olur.
Oyunuzu nerede kullandınız Sayın Baykal? Antalya’da… Tüh! Zonguldak’ta kullansaydınız iktidar çantada keklikti…
Hani gazeteciler utanmasalar, kanun da yasaklamasa, “oyunuzu kime verdiniz” diye de soracaklar…
Oyunuzu kime verdiniz Sayın Erdoğan?… Deniz Baykal’ı kardeşim gibi severim, oyumu ona verdim… Hangi yönde oy kullandınız Sayın Uzan?… Ülkemize büyük yenilikler getiren AKP’yi tercih ettim, fakat eşim Türkiye Komünist Partisi’ne oy vermekte ısrar ediyor, kendisini bir türlü ikna edemedim…
Bir de ayrıntıları yazarlar arkadaşlar… Saat dokuz sularında sandık başına geldi… Endişeli görünüyordu… Kütükte yerini buldu… Kendisine uzatılan oy pusulasıyla zarfı ve mühürü aldı… Zarfı sandığa attıktan sonra defteri imzaladı… Resimde Sayın Bilmemkim defteri imzalarken görülüyor… Vatandaşlık görevini yerine getirdikten sonra eşiyle birlikte gülümseyerek ve emin adımlarla sandık bölgesini terketti…
Geçen gün Yılmaz Özdil kardeşimin de bir söyleşide belirttiği gibi, Türkiye’de basının yüzde sekseni geri zekâlıdır.
Bu yazı
09 Haziran 2007 Cumartesi günü 04:10 gibi
Köşe gönderi kategorisi altında yayınlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilir,
yorum yapabilir veya kendi sitenizden geri izlemede bulunabilirsiniz.





