O, O gün,

Direksiyona oturduğun da,

Bu yola gireceğini bilmiyordu.

Ben, Sekiz ay yirmi gündür,

Onu bu yola sokmak için uğraşıyordum.

O, Her seferin de,

Arabasını başka bir yöne sürmüştü.

Ama bugün,

Anlık bir his sapması ile

Benim bu yolda olduğumu,

Onu beklediğimi, bekleyeceğimi,

Bile bile,

Sevgi oto yoluna girdi.

Sonun da yanıma geldi, Durdu,

Ve beni de aldı arabasına,

İki bin üç yılı ağustosun on dördüydü.

O, Sonuna kadar gaza yüklenirken,

Ben kendimi indi bindi yolcusu gibi hissediyordum,

Ona gerekirse beni indirebileceğini söylüyordum,

Zamanla bu hissi geride bıraktım,

Kısa süre de çok yol kat etmiştik,

Biz, Uçuyorduk,

Ben, Yine de, yavaş ol-alım dedikçe,

O, Sen her şeyi bana bırak,

Ben bu yola baş koydum diyor,

Biraz daha hızlanıyordu,

Hızlanıyorduk.

O, Böyle hız yapmayı seviyordu,

Ben de mutluydum,

Süratin felaket olduğunu,

Bile, bile.

Ben, Emniyet kemerlerine sarıldıkça,

O, Rahatla, bana güven, diyordu,

Ara sıra mola vermek istesek de,

Durak sıyamıyorduk.

Benim aklım da bir belirsizlik duygusu,

Onun aklın da yan yollar vardı.

O, Aslın da benim tanıdığım en iyi şofördü,

Sadece bu yolun acemisiydi,

Ehliyeti ise daha yılını doldurmamıştı.

Ben, Ona güveniyordum, elimden gelen buydu.

O, Trafik kurallarını, hiç önemsemiyor,

Uyarı işaretlerini, fark etmiyordu.

Dur işareretini ise hiç duymamıştı.

Yolculuğumuz çok heyecanlı,

Bir o kadar sıra dışıydı,

Yine de, Benim yolun sonu kaygımın, farkındaydı.

Ben, Yolumuzun çok uzun olduğunu anlattıkça,

O Hem yola bakıyor

Hem düşünüyordu.

Zamanla, o kadar yavaşladı ki,

Beni de alıştırdığı hız,

Git gide azaldı.

Sonun da beklediğim gibi,

Beni Müsait bir yer de indirdi.

Önce inmemek için uğraştım,

Onu kıramazdım indim.

O, Gitti.

Arkasından bakakaldım.

Ben sevgi otoyolundan hiç ayrılmadım,

O, Bazen bu yola girse de,

Hemen yan yola geçti.

O günde, Hızla geldiğini gördüm.

Beni görsün diye yola doğru yürüdüm,

Zaten bana yeşil yanıyordu.

O, yine yeşili de beni de fark etmedi,

Manevra yapsa da, bana çarptı.

Çarpmanın şiddeti beni fırlattı

Ben yaralansam da,

Aynı yola düştüm,

O, durmak iste de,

Resmi işlemlerden korktu gitti,

Arkasından bakakaldım.

İki bin dört yılı haziranın yirmi ikisiydi,

O, beni yaraladığını,

Yardıma ihtiyacım olduğunu,

Bile bile, Gitti…

Arabasının plakası mı?

Hep aklımdaydı,

34 YAŞ 2O
Ahmet SAMİM 23.08.2004 13.05

UYARI KONUDA GEÇEN UYGULAMA VE EKLENTİLERİN SİSTEMİNİZLE UYUMLU, GÜNCELLERİNİ BULUP DENEMELİ, KULLANMALISINIZ

Yorumlayın

Lütfen kuralları okumadan yorum yapmayınız.. uyarı

*

Güvenlik <