Taraf

Aralık, 2007 Arşivi

Orayy orayy oraaayy

1 Yorum Kategori: Köşe gönderi, 21 Aralık 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 287 kez okunmuş..

ImageShack

Perşembe günü, Oray Eğin (isimli Akşam’da Serdar Turgut Yaratması) ‘Yılın Skandalı: Çankaya’da alkolü fazla kaçıran köşe yazarı’ diye bir bomba ‘patlattı’. Antre olarak o gün, Hasan Cemal’i övüyor ve ahkâm kesiyor (Medya üstüne ahkâmlarıyla ‘patladı’ ya). Böyle muhabir ruhunu kaybetmeyen köşeci, hâlâ işinin başında kalabilirmiş- zart zurt. Bu mevzular, onun takdirine bakıyor. Zira âlemde.
Aşağıdaki çıkıntıda ise, içip içip Çankaya’daki Cumhuriyet resepsiyonunda KUSAN bir kadın gazeteci jurnalleniyor. İsim vermeden!!
Şu tasvirlerle: “Davete katılan TEK edebiyatçı olması nedeniyle de gecenin yıldızıydı. Bir romanı filme de çekilmişti HATTA. Ama asıl parlamayı köşe yazarlığında yaptı.” Devamı »

EtiketEtiketler: , , , ,

Cl1ckClock

Yorumlayın Kategori: Her eve lazım yazılım, 21 Aralık 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 254 kez okunmuş..

Bilgisayarınızı istdeğiniz süre zarfında kapatmanızı, yeniden başlatmanızı sağlar ücretsizdir.

cI1ck

Ekran görüntüleri

EtiketEtiketler: , , , ,

SaüSözlük

Yorumlayın Kategori: Duydunuzmu, 4 Aralık 2007 tarihinde rodcracker yazmış, 463 kez okunmuş..

sausozluk

Ekşi sözlük klonlarından Sakarya Üniversitesi öğrencilerinin hazırladığı SaüSözlük 1. yaşında. http://www.sausozluk.net

EtiketEtiketler: , ,

Yakın

1 Yorum Kategori: ra, 2 Aralık 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 278 kez okunmuş..

ImageShack

Bir ışık düşerse üstüne basma.
Daha yakınlaşır, korkarsın.
Bir leke, silmeye-gör
Leke kalır, sen çıkarsın.

Bir gölge, nereye gider.
Gözlerince gider, bakarsın.
Bakarsın girer gözlerinden.
Leke onun peşinden, bakarsın.

Bir ışık düşerse üstüne basma,
Gözlerine basarsın.

özdemir asaf

EtiketEtiketler: , , ,

Korrkuunnçç

Yorumlayın Kategori: VİDEO, 2 Aralık 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 402 kez okunmuş..

Korkulu şakalar..

Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , ,

Müthiş Bir Doğu Perinçek Deşifresi

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 2 Aralık 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 686 kez okunmuş..

Aydınlık Dergisi bir anda “MİT-PKK” ilişkilerini deşifreye başladı. Peki ama neden? Soner Yalçın bu soruya kritik bilgileride okuyabileceğiniz güzel bir Doğu Perinçek deşifresi ile yanıt veriyor.

ImageShack

PKK’YI MİT KURDU haberinin beşN birK’sı

DOĞU PERİNÇEK ASLINDA KİMDİR

Doğu Perinçek gençliğinde sağcıydı.

Babası Sadık Perinçek Süleyman Demirel’in sağ koluydu.

Yani, Perinçek “dün dündür bugün ise bugün” çizgisine sahip politik bir gelenekten gelmektedir.

Aydınlık’ın PKK ile ilişkisine de bu oportünizm hakim olmuştur.

1) Aydınlık hareketi, 1970′li yıllarda PKK ile mücadele etti. Bu uğurda Aydınlıkçılar canlarını verdiler.

Devamı »

Etiket

YENİ BİR MEDENİYET TASAVVURU GELİŞTİRMEK

Yorumlayın Kategori: ra, 2 Aralık 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 251 kez okunmuş..

Prof. Dr. Saadettin ÖKTEN ile yapılmış röportajdan bir bölüm.

-Kendi tecrübelerinizden yola çıkarak “yeni bir medeniyet tasavvuru”nun nasıl oluşturulabileceği konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Image - Bu konuda çok pratik şeyler söyleyemem. Ancak kendi geldiğim noktayı söyleyebilirim. Muhafazakar, bir aileden gelmekteyim.Ve belki sizlere göre bir avantajım vardı, örselenmemiş Osmanlı insanlığıyla çocukluğumdan itibaren beraberdim. 1942 doğumluyum. İstanbul’da, özellikle Osmanlı döneminde yetişmiş ve kişiliği oturmuş insanlarla mülaki oldum. Onlardan bir tat, bir çeşni, bir renk almışım farkında olmadan. Kırklı yılların sonu, altmışlara kadar bu böyle devam etti. Bu insanlardan biri babamdı. Bir diğeri büyük dayımdı. Diğerlerini sayacak olursam Cerrahi Şeyhi İbrahim Fahrettin Erenler, Mahir İz, Hafız Ali Efendi, Ali Üsküdarlı, Özbek Şeyhi Necmettin Efendi, Mehmet Zahit Koktu. Bu insanlarla yetiştik, büyüdük biz. Her zaman bunlarla beraber değildik ama hayatımızı renklendiren, biçimlendiren, bir perspektif veren bu insanlarmış, bunu sonradan anladım. Hanımları ihmal etmemeliyim bu arada. Özellikle anneannem ve annem. Annem 1929 doğumlu, fakat benimsemiş o havayı, o espriyi. Anneannem ise 1880′lerde doğmuş, o da aynı anlayışı sürdürüyordu. Ama ondan üç-beş yaş genç hanımlar vardı ailede, onlar garbı benimsemişlerdi. İşte bu isimlerle büyüdüm. Vefa Lisesi’ni bitirdim. Sonra Teknik üniversiteye gittim. Teknik Üniversite tamamen yabancı bir kurum. Onun da bir içeriği, bir havası var, bir ambiyansı var. Sonra kader bizi Teknik Üniversite’de asistan olmaya doğru sevketti. 1964 yazında öyle bir imkan çıktı. Rahmetli validem de çok teşvik etti, İstanbul’da kalayım diye. Asistan olunca farklı bir dünya görüyorsunuz.

Ben biraz farklıyım, yani batıya kapalı değilim ve Frenk biçimlerini de çok rahat kullanırım arkadaşlarıma göre. Tabii bu bana başka bir boyut getirdi yeni hayatımda, bunu daha çok Teknik Üniversite’de farkettim. Mesela Fethi Gemuhluoğlu farketmişti bunu ve çok desteklemiştir beni o konuda. Çünkü o da kullanıyordu Frenk biçimlerini.

-Ailenin de böyle bir temayülü var mıydı?

-Evet. Ama mesela babam evde fevkalade Osmanlıydı. Düşünce dünyası, zevkleri…vs. Fakat biçimsel olarak hiçbir zaman Frenklerden kopmamıştır.

-Hem yerli, hem değil diyorsunuz duruşunuzu tanımlarken. Yerli olunması gereken durumlarda o şekli muhafaza etmek ama aynı zamanda batıya açılmak ne ölçüde mümkün?

- Onu her zaman söylüyorum. Annemden, anneannemden, babamdan, Mahir Hoca’dan aldığım ve bir hayli hıfzettiğim, hiç sorgulamadığım şeyler bir baktım Modernite’de çok geçerli. Bu elli yaş civarında oldu. Değerler fevkalade güncel, geçerli, doğru. Mesela bana İslam’ın hangi değerleri diye sorarsanız, ben Osmanlı’nın son dönemlerini göz önüne alıyorum. Öteki benim için bir hayaldi çünkü yaşayamadım. Yaşanmış olmak, uygulanmış olmak çok önemli hayatta. Uygulanmadığı zaman hayatın dışına itiliyorsun ve boşluğu bir başkası dolduruyor. Bu değerler nerede, ne zaman yaşanmış ve siz o değerlerle bir hayat kurabilir misiniz kendinize? Postmodernite bana gösterdi ki bu değerlerle yani Batı’nın, gerek Avrupa’nın gerekse 1945′ten sonra Amerika’nın sunduğu değerlerle yaşamak mümkün değil.

- Onlar da yaşayamıyorlar zaten.

- Ama onlar ikrar edip biz yaşayamıyoruz demiyorlar. Arayışlar devam ediyor. Bizim için şu önemli: Müslüman kardeşi açken tok yatılmaz. Kim o müslüman kardeş? Sadece kelime-i şehadet sözcüğünü söyleyen müslüman kardeşimizdir. Ne cinsiyet, ne yaş, hiçbir şey mühim değildir. Böyle bir anlayış başka bir yerde yoktur. Benim medeniyet anlayışım bu! İslam’ın değerlerini tekrar bugün yaşanabilir hale gelen uygulamalarla bezemek zorundayız. Bugüne aktarmak, yansıtmak zorundayız. Bunu deneyeceğiz, nasıl olur bilmiyorum ama deneyeceğiz. Aksi halde bütün dünyanın çöküşüne tanık oluruz. Ben bir şeyi görüyorsam ve bu şey bende yakin derecesinde kesin bir bilgi uyandırıyorsa ben bunu söylemek zorundayım.

Devamı >>

EtiketEtiketler: , , , , , ,

Ahmet Hakan, Deniz Gezmiş, THKO..

Yorumlayın Kategori: Köşe gönderi, 2 Aralık 2007 tarihinde canarkadaş yazmış, 2,497 kez okunmuş..

Mehmet Şevket Eygi’den Ahmet Hakan ve Deniz Gezmiş analizi..

AHMET Hakan!.. Aleyhimdeki yazını okudum. Saldırarak, hakaret ederek, çamur atarak, gerçekleri çarpıtarak kazanmak istiyorsun. Çok yanlış bir metod ve taktik. Zamanla öğreneceksin. İnşaallah geç kalmazsın.

“1969′da yaşım elverseydi benim yerim Amerikan 6′ncı filosunu protesto eden solcu gençlerin, yani Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yanı olurdu…” diyorsun.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları mı?

Onun yanına şu arkadaşların isimlerini de yazalım: Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan ve Cihan Alptekin… İşte Deniz ve bu arkadaşları, THKO’nun kurucularıdır. Nedir bu THKO?.. Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’dur. Bu terör örgütü ilk silâhlı eylemini 29 Ocak 1970 tarihinde yapmıştır. Şiddete dayalı aktivist bir harekettir. Onlar Marksistti. Türkiye’de kızıl bir düzen kurmak istiyorlar ve bunu silâhla, şiddetle, savaşarak gerçekleştirmeye çalışıyorlardı.

O günün gazetelerini, meselâ Hürriyet’i karıştırınız, bunların yaptıklarını göreceksiniz. THKP-C (Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi) adlı kardeş ve yoldaş örgütle birlikte çarpışmışlardır. Onlar silâhlı devrimcilerdi. THKP-C’den sekiz, THKO’dan iki silâhlı eylemci Kızıldere’de kolluk kuvvetleri tarafından kıstırılmış ve şiddetli bir çatışma sonunda öldürülmüşlerdi. Sizce onlar “Devrim şehitleri” miydi?

Amerikan 6′ncı filosunu protesto eden fidancıklarmış… Yok canım!.. Deniz Gezmiş ve arkadaşları silâhlı çete savaşlarıyla Türkiye’deki bozuk düzeni yıkmak ve onun yerine büsbütün bozuk bir düzen getirmek istiyorlardı.

Devamı »

EtiketEtiketler: , , , , ,

Sayfa 1/212»


Giriş