2048 yılı Eylül ayının son günlerinden birinde, MRM hanım İstanbul dan bindiği trenden, rahat bir yolculuktan sonra, İzmir ilinin Çamdibi semtin de, tren gara yaklaşır yaklaşmaz yaşından beklenmeyecek bir atiklikle indi. İner inmez, indiği son teknoloji ürünü Trene hayranlıkla, bir kez daha baktı, gelişmiş ülkelerden otuz kırk yıl sonra ülkesine gelen bu süper hızlı tren çok hoşuna gitmişti, ama kırk dört yıl önce rahmetli eşi ile buraya balayına geldikleri tren de fena sayılmazdı. İşte kırk dört yıl sonra o günleri anmak için İzmir e gelmişti. Kırk dört yıl önce yine bir Eylül ayının yirmisin de o günün normlarına göre muhteşem bir düğün ile evlenmiş ve ertesi sabah daha romantik olması için tirenle İzmir e yolculuk yapmışlardı Rahmetli eşi tedavisi olmayan bir romantikti, MRM hanıma hiç çaktırmadan bütün orga-

nizasyonları yapmış, düğün sabahı ise, gel İstanbul u şöyle bir turlayalım demiş, evin önünden taksiye bindiklerinde ise sürücüye Haydarpaşa tren istasyonuna gidelim demişti. Ta ki tren gelene kadar sürprizi açıklamamış, tren gelince biletleri gösterip İzmir e balayına gidiyoruz demişti. MRM hanım her zaman yaptığı gibi harikasın deyip sarılmış, yanağına bir buse kondurmuştu. İkinci sürpriz İzmir de Konak semtin de yer ayırtılan üç yıldızlı Sümbül Oteliydi. Otel İzmir in turistik semti Konakta sahilden, yani Kordondan iki üç sokak uzaktaydı. Otelin balayı dairesi ayırtılmıştı, Çamdibin den bindikleri taksiden otelin önün de indiler. Eşi hemen arabadan inip MRM hanımın tarafına dolanıp inmesi için kapıyı açtı, ve işte balayı malikanemiz,

Sümbül otel dedi. MRM hanımın Nur Yüzü her zaman ki gibi aydınlandı, tebessüm ile otele baktı. Dışarıdan dört katlı tarihi bir yapı görünüyordu. Ana giriş kapısı üç dört metre büyüklüğündeydi, kapının sağında solunda dev kolonlar vardı. Kapıdan caddeye kadar döşenen kırmızı halı bu kolonların arasındaydı. Eşi kolunu uzattı MRM Hanım da onun koluna girerken birlikte kırmızı halının üzerinden otele doğru yürüdüler. Tam içeri girerken bir mihmandar hızla geldi ve hoş geldiniz efendim diyerek MRM hanıma bir tek gül uzattı. MRM hanım yine mutluluk ve sevgi ile eşine baktı, eşi de ona. Birbirlerinin gözlerin de dalmışken, mihmandar buyurun efendim, odanızı göstereyim demiş, önlerinden yürümüştü. Onlar da onu takip ettiler. Orada kaldıkları üç gün boyunca her işlerine bu mihmandar koşturmuştu. İsmi Veliydi, çok çalışkan, efendi bir çocuktu, daha sonra her evlilik yıldönümün de buraya gelmişlerdi. Veli en son dokuzuncu evlilik yıldönümlerinde de bu oteldeydi. Ama on ikinci evlilik yıldönümlerin de geldiklerin de, Velinin işten ayrıldığını öğrendiler, sordular, beş yıldızlı bir otel de şef olmuştu. Veli tam odalarının kapısını açmıştı ki eşi, MRM seni eşikten kucağım da geçirmek, istiyorum diyerek MRM hanımı kucakladığı gibi içeri taşımıştı. MRM hanımı salonun sonunda şöminenin çaprazındaki koltuğa bıraktıktan sonra kapıda bekleyen Veliye yüklü bir bahşiş verip gönderdi. ve MRM hanıma koştu, dizleri üstün de kayarak MRM hanımın yanına boylu boyunca uzandı. MRM hanıma baktı, MRM hanım da ona. Eşi iyi misin canım dedi. MRM hanım da ona iyiyim diye cevap verdi, emin misin diye takılınca, MRM hanım gülerek eşinin yanına uzandı. Şimdi ikisi de yerdeki el işi kilimin üzerinde yatıyordu.

MRM hanım eşine sarıldı, hem de çok iyiyim diyerek boynuna sarıldı. Eşi MRM hanıma karşılık verdi o da ona sarılıp yine başörtüsünden bir buse aldı. MRM hanımın doyamadığı o enfes kokusunu, defalarca içine çekti. Birlikte odayı incelemeye başladılar. Tavan da, ne büyük, ne küçük orta karar bir avize vardı. Hemen orta da bir masa, üzerinde taze çiçekler ve iki adet sandalye, duvar diplerinde Çin vazoları duvarlarda değişik boylar da Kuğu resimleri, çok ka-liteli ve çok sade döşenmiş. Bu odadan diğer kısımlara açılan dörtte kapı vardı. Diğer odalara bakalım mı dedi MRM Hanım, eşi tabii dedi. Birlikte kalktılar hemen karşılarında olan kapıya yöneldiler. Kapıyı açtıklarında karşılarına banyo ve sauna çıktı, şöyle bir göz atıp geri salona döndüler, yan kapıya yöneldiler, burası da soyunma odasıydı, makyaj ve fazla eşyaların yerleştirilebileceği bölümler halinde dizayn edilmişti. Tekrar salona döndüklerinde, kapı çalındı. Gelen Veliydi bir ihtiyacınız var mı, dedi. eşi MRM hanıma baktı, MRM hanım şu an bir şey istemiyorum dedi. Veliye teşekkür edip gönderdikten sonra yine MRM hanımın elini tutan eşi ona diğer odaları işaret etti. Birlikte giriş kapısına göre soldaki ilk kapıya yöneldiler. Burası da yine makyaj ve tuvalet için ayrılmıştı, oradan çıkıp kalan diğer odanın kapısını açtılar, kapı açıldığında MRM hanımın da gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Burası yatak odası idi, odanın sağında solunda aynalı iki gardırop ve tam ortada dev bir yatak, üstünde de yüzlerce gül vardı, odanın her tarafında da yüzlerce renk a renk mum yanıyordu, göz göze geldiler,

MRM hanım yine tebessümle sağ ol canııımmm dedi, eşi de sen sağ ol diye karşılık verdi. Birbirlerine sarılarak yatağa uzandılar. Uykuya daldıklarında gece 03.30 du ikisi de çok güzel bir uyku çekmişlerdi. Sabah eşi MRM hanımdan önce kalkmış kahvaltıyı istemiş, MRM hanımın yatağına kahvaltıyı getirdikten sonra ona seslenerek, prenses hazretleri yumurtayı nasıl arzu ederler acaba diye gülümsemişti. MRM hanım her zaman ki gibi az yemişti, hayatı boyunca, diyetine hep dikkat edecekti. Bu sayede hep sağlıklı kalmıştı. Kahvaltıdan sonra yine yatağa döndüler, öğleden sonra saat 15.00 i gösterdiğinde Veli kapıda idi bir ihtiyacınız var mı efendim dedi, onlar da sağ ol şimdi dışarı çıkıyoruz deyip bahşişini verip gönderdiler. O akşam MRM Hanım ve eşi Konak semtinin altını üstüne getirdiler eşi her zaman olduğu gibi ilk çiçekçinin önünde MRM hanıma, bir yere uğramam lazım bir dakika bekler misin deyip, çiçekçiden bir gül kapıp gelmişti. Tanışalı beri her gün bir tek gül veriyordu MRM hanıma. Eşi MRM hanıma gel Varyanta çıkalım sevdiğim dedi, birlikte yürümeye başladılar. Varyant denilen yer Konak semtinin yanı başında ki bir tepenin etrafından dolanan oto yoluydu. Çok dik olan bu tepeden Konak ışıl, ışıl muhteşem görünürdü. Eşi on beş ay İzmir de askerlik yaptığı için İzmir i iyi biliyordu. Daha sonra Konakta ayak basmadık yer bırak madılar, saat 23.00 gibi yürüye, yürüye otele geldiler. Yine erken yattılar, yine geç uyudular. Ertesi sabah yine kahvaltıyı yatakta yaptılar, yine bütün günü otel de geçirdiler, yine Veli bir emriniz var mı diye geldi, yine şimdi çıkıyoruz deyip teşekkür ettiler. Otelden çıktıklarında meşhur Kemeraltına gidip menemen yemeyi teklif etti eşi, MRM menemen sevmediği halde okey dedi. Taksiye atladıkları gibi Kemeraltına gittiler. İşporta tezgahları yüzlerceydi, burası bir nevi İzmir’in Mısır Çarşısı veya Mahmutbeyiydi, tezgahlar dan alış veriş yaptılar, zaten satıcılar sülüktendi. Yine ilk çiçekçiye rastladıklarında bir saniye bekler misin deyip, bir gül ile dönen eşi MRM hanıma “hiçbir şey senden güzel hiçbir şey senden özel değil” diye gülü uzattı, sarıldılar uzun süre öyle kaldılar, daha sonra Kemeraltının meşhur menemenini de yedikten sonra otele döndüler. Veli onlara kapıya kadar refakat edip bahşişi kaptı. Saat 21.00 olmuştu MRM Hanım eşine, “nasıl bu kadar iyi olabiliyorsun” dedi. Eşi de “çünkü, sen benim gördüğüm en güzel şeysin, çünkü, sen benim başıma gelen en güzel şeysin” dedi. MRM hanım bunları, eşi kendisinden on altı yıl önce ölene dek yani 2048 yılına dek hep duymuştu. MRM hanım bunları kafasında canlandırarak yolculuk yaptığı taksiden, özüne sadık kalmak kaydıyla restore edilmiş Sümbül otelin önünde indi. Otelin dış cephesi aynıydı. Ama çağdaş mimariye göre süslenmişti yine üç yıldızlıydı ve en son, otuz beşinci evlilik yıldönümlerinde eşiyle geldikleri gibiydi, girişin yanında dev kolonlar ve kolonların arasında kırmızı halı aynı idi MRM hanımın gözleri doldu, otele doğru yürüdü.

MRM hanım içeri girer girmez artık çok iyi bildiği yoldan balayı odalarının yolunu tuttu. Ken disine refakat eden görevli kapıyı açtı ve gitti. MRM hanım odayı süzdü, aynıydı, üç aşağı beş yukarı, girişten az sonra masa, dipte şömine sağında solunda koltuklar yine sağda solda ikişer kapı. MRM hanım önce banyoya yöneldi, kapıya uzandı, kolu yoktu bunun yerine kolun olduğu yere takılan göze elinizi yaklaştırmanız kapının ileri veya geri gitmesini sağlıyordu, içerisi de komple değişmişti, son model masaj yapabilen, harcanan suyu tekrar kullanan duş sistemleri takılmıştı zaten bütün ülke de suda çözülerek çoğaltan kimyasallar kullanılıyordu. Oradan direk yatak odasına geçti, burası da fazla değişmemişti. Tekrar salona dönüp koltuğuna, eşinin kendisini kucağında taşıyıp bıraktığı koltuğa geri döndü. Oturması ile gözyaşları hareketlendi, ama mutluluktan ağlıyordu, eşi ile anlatılmaz güzel kırk dört yıl geçirmişlerdi. Bu kırk dört yıl içinde birbirlerine hiç kızmamış, hiç sert bakmamış, hiç seslerini yükseltmemişlerdi. Eşi ömür boyu ışığa koşan kelebek gibi MRM hanımın etrafında koşturmuş, her saniye, her an her gün, hiç heyecanını kaybetmeden, MRM hanımı mutlu etmeye çalışmıştı. MRM hanımın en sevdi-ği araba olan Mini Cooper ı yedinci evlilik yıldönümün de hediye etmişti MRM hanıma. Daha sonra Cooper’ı hep MRM Hanım kullanmış, araba ile gezmişlerdi bütün Türkiye’yi, ve araba-yı hiç satmamışlardı. Hala çocukları kullanıyordu, artık bir antika olan araba, şu an da MRM hanımın oğlundan üç, kızından bir yaş küçüktü. Çocukları aklına geldi, MRM hanımın, on ikinci evlilik yıldönümlerinde çocuklarını da getirmişlerdi buraya, erkek olanın adı Ali, kızın adıysa Güldü. Ali ve Gül otelin girişindeki kolonların etrafında birbirlerini kovalamış, MRM hanım ve eşi de onları seyretmişti. Şimdi Ali, Doktor, Gül ise önemli bir hastane de hemşirey-di.Gül evlenmiş bir kızı vardı, eşi de bir otel de aşçı-ydı, Ali ise, otuz dört yaşından evvel evlenmem, sevmeden evlenmem diye diretmişti ve yine doktor olan eşiyle hala çocuk yapma-mışlardı. MRM hanım düşüncelerinden sıyrılıp yine odayı görmeye başladığında vakit bayağı ilerlemişti. Bir an yine Kemeraltına, Konağa gideyim diye düşünürken, iç bir ses “YAPMA CANIM ORALARI DOLAŞINCA BENİ DAHA ÇOK HATIRLAYACAKSIN YAPMA CANARKADAŞIM” dedi. MRM hanım bu sesi hep duyacak hep gülümseyecekti, ta ki ikibinaltmışdört yılına kadar, MRM hanım mırıldandı,; AMA SENİ ÇOK ÖZLEDİM…

Ve oradan ayrıldı…

Ahmet SAMİM 15.02.2003

UYARI KONUDA GEÇEN UYGULAMA VE EKLENTİLERİN SİSTEMİNİZLE UYUMLU, GÜNCELLERİNİ BULUP DENEMELİ, KULLANMALISINIZ

Yorumlayın

Lütfen kuralları okumadan yorum yapmayınız.. uyarı

*

Güvenlik <