
Kendi avukatlığını yapmaya, bütün delilleri lehine kullanmaya, sahte deliller yaratmaya, gerekirse bazılarını karartmaya, ne olursa olsun her hal ve şart altında kendini aklamaya alışmışken, kendi hakkında dava açan bir savcıya, gözünü kırpmadan kendi kalemini kırabilen bir yargıca dönüşmek zor geliyor sana değil mi?
Hata yaptığını yanlışa düştüğünü itiraf etmemek, birilerinden özür dilememek, hep haklı çıkan kişi olmak, kuyruğu ne olursa olsun dik tutmak için olağanüstü bir çaba harcıyorsun. Gerçek olduklarına kendini bile inandırdığın yalanlarının üstünü, iftiralarla kardığın o gülünç harçla sıvamaya çalışıyorsun.
Haksız olduğun halde haklı çıkmaya çalıştığın her defasında, haklı olan birilerine kara çaldığını biliyorsun aslında.
Yani haksızlık yapıyorsun.
Yani adaletsiz davranıyorsun.
Sırf, bir uçan balon gibi kontrolsüz yükselen egon tatmin olsun diye birilerini yalancı çıkarmak seni rahatsız etmiyor mu?
Neden hep haklı çıkmaya çalışıyorsun?
Başkalarının haklılığına neden tahammül edemiyorsun?
Kıskançlıktan mı yoksa bu tahammülsüzlük?
Bırak yüksek sesle söylemeyi, kendine bile sessizce itiraf edemediğin, sadece gövdenden parmak uçlarına beynine zehir gibi yayıldığını hissettiğin o sarsıcı duygu mu bütün bunları yapmana neden olan?
Kıskançlık mı seni böylesine saldırganlaştıran?
Bir nedenden ötürü kıskandığın kimselerin üstüne bu yüzden mi bu kadar yükleniyorsun?
Bu yüzden mi hiç geri adım atmayı bilmiyorsun?
Bu yüzden mi var gücünle hedef bellediklerine yükleniyorsun?
Kendini başkalarından saklamaktan, yalanlarının, haksızlığının ortaya çıkacağı korkusuyla sürekli tetikte durmaktan yorulmuyor musun?
Aynada gözlerini gözlerinden kaçırmak rahatsız etmiyor mu seni?
Devamı »